Kültür emperyalizmi

Batı medeniyeti bizleri kahve barlarından çıkarmıyor, İslam selamlarını unutturuyorsa, medyamız bu değişimi fark ediyor mu yoksa bu 'afyon' dağıtımının parçası mı?

Nedim Odabaş
01.04.2026
43
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, emperyalizmin artık kültürel ve medyatik araçlarla gerçekleştiğini, özellikle dizi ve reklamlar aracılığıyla Türk gençliğinin kendi kimliğinden uzaklaştırıldığını savunuyor. Bu argümanı, gençlerin yabancı dil kullanımı, batılı yaşam tarzının idealize edilmesi ve geleneksel selamların terkedilmesi örnekleriyle destekliyor. Ancak yazarın tüm medya etkisini negatif olarak sunması ve kültür değişimini tek taraflı bir 'işgal' olarak görmesi, gençliğin bu seçimlerde aktif bir rol oynadığını göz ardı etmiyor mu?

Emperyalizm, modern çağda kılık değiştirdi, biçim değiştirdi, boyut değiştirdi, yön değiştirdi, rota değiştirdi. Artık yüzyıllar öncesindeki emperyalizmin ahtapot kolları savaşlarla, mücadelelerle, işgallerle kendisini göstermiyor. Yeni dünya düzeninde artık kültürel işgal, kültürel emperyalizm dönemi başladı.

Bizleri sömürmek, biçimlemek, yönlendirmek, farklı algılar etrafında zihnimizi dönüştürmek için çabalayanlar kültürel emperyalizmi devreye soktular. Dilimizi, örfümüzü, ananemizi, yaşam biçimlerimizi, kılık kıyafetlerimizi kendi arzuladıkları biçimlerde yönlendiriyor, bizleri gizli bir dünya perspektifinin penceresinde hapsediyorlar, algılarımızı kendi kültür formlarımızdan uzaklaştırıp, onların biçimlediği bir kültürel formasyona hapsediyorlar.

Yıllar önce Ülke TV'de ünlü şairlerimizden merhum Bahattin Karakoç'la yapılan bir röportajı seyretmiştim. Modern çağda kültür emperyalizmine maruz kalan insanların her şeylerini unuttuklarını, değerlerine yabancılaştırıldığını, dilini, dinini, örfünü unuttuğunu kaydeden Karakoç, "Bu konuda önlem alınmazsa, kimliğimizi kaybedebiliriz" mealinde bir şeyler söylemişti.

Emperyalizmin uç beyi kapitalizm, insanlarımızın ruhunu farklı şekillerde deforme ediyor. Örneğin, zihinlerde oluşturulan yabancı marka düşkünlüğüyle, insanlar satın aldıkları markalarla kendilerini özdeşleştiriyorlar, o markanın moda rüzgarıyla hatta kasırgasıyla bambaşka bir dünyanın çöllerinde, bataklıklarında savrulup gidiyorlar.

Zihinlerimize yerleştirilen batı hayranlığı, bugün sokaklarımızda caddelerimizde faaliyet gösteren en küçük esnafın bile ticari tabelalarına "İngilizce, Fransızca" sözcükler olarak yansıyor. Kendi ülkesinin diliyle faaliyet göstermeyen, markasını veya tabelasını yabancı kelimelerle süsleyerek ticari faaliyetlerini genişletmeye çalışan insanlarımız, zihinsel olarak işgal edildiklerinin, kültür emperyalizminin en ağır boyutunu yaşadıklarının farkına bile varmıyorlar.

Hiçbir derinliği olmayan batı medeniyetinin selamlaşmalarını, "By by, çav" gibi anlamsız kelimelerini kullanmaktan geri kalmayan gençliğimiz, İslam medeniyetinin kendilerine sunduğu, "Selamünaleyküm, Allah'a ısmarladık" gibi selamlaşmalarını ise söylemekten ısrarla imtina ediyor.