Kömür işçi lambası ışığından kaçan hamam böcekleri!

Doruk Madencilik işçileri Ankara'da açlık grevine yatarken, patron, TMSF başkanı ve Enerji Bakanlığı neden 'ışıktan korkup kaçan hamam böceği' gibi gizleniyorlar?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Doruk Madencilik işçilerinin maaş ve kıdem tazminatı alamamasının ardında systemic yolsuzluk olduğunu iddia ediyor; 3.2 milyar TL değerindeki kömür yatağının 1.1 milyar liraya devredilmesi, işçi borçlarının son sıraya itilmesi ve 'adrese teslim ihaleler' yapılmasını belgeleriyle ortaya koyan emekli müfettişin bulgularını paylaşıyor. Peki, devlet yönetimi bu tür görevde kusur bulunsa, sorumlu olanlar gerçekten hesap vermeye hazır mı?

Kömür işçilerinin sorunlarını anlayıp yazmak için maden ocağına inmiştim. "Baş lambası" diyorlardı. İşçilerin, öncelikli olarak yanlarına mutlaka onu aldıklarını görmüştüm. Işık, işçinin başındaki lambadan geliyor, madencinin iki eli de serbest kalıyordu. Böylece yerin 100-200 metre altında koyu karanlıkta kazmasını vuracağı kömür damarını rahatça görebiliyor. Serbest kalan elleriyle de toprak altında ölü yatan cevheri, ülke için zenginliğe dönüştürebiliyorlardı.

En yüce değer emekti!

★★★

5 aylık maaşları ile 12 yıllık kıdem tazminatlarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir'den Ankara'ya 9 günde yürüdüler. Kurtuluş Parkı'nda açlık grevi başlattılar. Bel üstü çıplak vücutlarına; "şimdi daha da açız ve çıplağız" cümlelerini yazıp, sarı madenci baretlerini; "tak-tak-tak..." betona vurdular. Kömür işçileri aslında Ankara'yı "baş lambası" ışığı ile aydınlatmaya ve madenci baretlerini de betona vurarak Türkiye'yi uyaramaya geldiler.

5 gün doldu.

Doruk Madencilik şirketinin sahibi, kendisine verilmedik devlet maden yatağı, sunulmadık devlet elektrik santrali kalmamış, teşviklerle kayırılmış, iktidar gücüyle korunmuş patron Sebahattin Yıldız, gelip işçilere ve tüm Türkiye halkına açıklama yapmalıydı.

Maaşları ödeyemiyor.

Niçin

Tazminatları veremiyor.

Neden

Özür dilemeliydi.

Bir kömür ocağı ve yanında kömürden elektrik üreten bir termik santral neden işçisinin maaşını, kıdem tazminatını ödeyemez ve devletten bana biraz daha kıyak yap demek durumuna düştü Kim nerede hangi hatayı işledi Ya da hangi hesaplar yanlış çıktı Patron Sabahattin Yıldız, kömür işçisinin Ankara'da yaktığı baş lambasının ışığına çıkmayı göze alamadı. Işıktan korkup kaçan hamam böceği gibi saklandı.

★★★

Ankara'da kömür işçilerinin toplandığı meydana TMSF (Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu) Başkanlığını yapmış Fatih Rüştü Karataş adlı yüksek devlet bürokratının da gelip işçilere özür bildiren açıklamalar yapması gerekirdi. İşçilerin çalıştığı kömür yatağını, Sebahattin Yıldız adlı iş adamının şirketine devreden TMSF'nin o yıllardaki Başkanı, bu kömür madenini devletin elinden özel sektör Sebahattin Yıldız'a daha verimli, daha kârlı, daha kazançlı işletmesini gözeterek devretmiş olmalıydı. Yani devletin kömür ocağının yeni sahibi, bu ocağı işleterek çıkardığı kömürden elde ettiği kazançla hem işçilerin ücretlerini hem kıdem tazminatlarını hem devletin hakkı olan vergileri hem iş verenin hakkı olan kâr payını, hem bu kömür ocağı çevre kirlenmesin, doğa katliamı yaratmasın diye gerekli yatırımları eksiksiz yapacak parayı çıkartacak durumda olmalıydı.

Niçin olmadı

TMSF'nin Başkanı, Ankara'da işçilerin baş lambası ışığı yaktığı o meydana gelip açıklamalar yapamadı. Işık görüp kaçan hamam böceği durumuna o da düştü.

★★★

Işıktan korkup kaçan üçüncü hamam böcekleri de var. O da Enerji Bakanlığı ve bu bakanlığın atayanı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. İşçiler Ankara'da toplanıp açlık grevine yatınca Enerji Bakanı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni temsilen lacivert takım elbiseli, ikisi birlikte, o meydana gelip, işçilere;