Terörsüz Türkiye hedefinin önemli bir aşması olan, Süreç Komisyonu görevini tamamladı. Çalışmalarının neticesi olarak rapor yazımı tamamlanıp açıklandı. Rapor, TBMM'de Süreç Komisyonu'nun çalışmaları neticesinde ve partilerin uzlaşması ile yayınlandığı için önem arz ediyor. Yani, terörün sonlanmasına ya da Kürt meselesine ilişkin bugüne kadar yayınlanan onlarca rapordan biri olarak değerlendirilemez.
Raporda, "sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri" başlığında ele alınan hususlara bakıldığında bundan sonraki yol haritası ve yapılacaklar aşağı yukarı netleşmiş durumda.
Yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için örgütün silah bırakması en önemli eşik. Silah bırakmayla kastedilen sadece "örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı" değil. Sahada bizzat silah bırakmanın gerçekleşmesi gerekiyor.
PKK terör örgütünün silah bırakmasının tespit ve teyit edilmesi, kurumlar arasındaki eşgüdümle, objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre yapılacağının belirtilmesi bu anlama geliyor. Yani, "İşte bırakıldı, daha ne bekliyorsunuz" gibi bir tartışmaya mahal verilmeyecek.
Tabii ki, silah bırakma sürecinin bizatihi teknik yönlerini ilgilendiren yasal düzenlemelerin bir kısmı süreç ilerlerken yapılabilir. Ancak, toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek yasal düzenlemelerin, silah bırakıldıktan sonra yapılacağı raporda özellikle belirtilmiş.
Demokratikleşmeyle ilgili hususlar ise, raporda sürece ilişkin yasal düzenlemelerden ayrı bir bölümde ele alınmış. Bunu, bilinçli bir tercih olarak "Kürt meselesi" olarak bugüne kadar tartışılan hususlarla, "terör sorunun" ayrı olarak ele alındığının bir işareti olarak yorumlamak gerekir.
Özellikle demokratikleşme ile ilgili düzenlemelerin, silahların bırakılması ve güvenliğin sağlanmasından sonraya alınması bazı çevreler tarafından eleştirildi. Yani demokratikleşme ile ilgili hususların, terörün bitirilmesine bağlanmasının yanlış olduğu itirazları yükseldi.
Aslında demokratikleşme, hak ve özgürlüklerle ilgili büyük reformlar yapıldı. Bu reformlar, bugüne kadar herhangi bir "ön şartla" yapılmadı.
Daha önceki farklı yazılarda da belirtmiştim, tekrar olması pahasına bir kez daha vurgulayayım. Maalesef geçmişten bugüne terör örgütü, örgüte müzahir siyasi parti, bazı siyasetçi ve düşünce insanları terörün bitirilmesini demokrasi şartına bağladılar. Zamanla, terörle mücadele ile demokratikleşme talebinin iç içe geçirilmesi zihinsel bir bulanıklığa neden oldu. Bugün, raporda yapılacaklar sıralamasına itiraz edenler de bu bulanıklığı oluşturanlardır.
Türkiye elli yıla yakın kanlı terör örgütü ile mücadele etmek zorunda kalmasaydı demokratikleşme ile ilgili adımları çok daha erken bir dönemde tamamlardı. Eğer bugün hâlâ "Terörün bitmesi

2