Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, haziran ayının son haftasında grup toplantısında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin olarak yeni aşamayı şu sözlerle duyurmuştu: "Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis'in takdirine sunacağız."
Bir önceki gün Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, yasal düzenlemeye ilişkin genel çerçeveyi açıkladı. Açıklamadan anlaşılan, yasa süreli ve müstakil olacak. Kapsamı, uygulama süresi, denetim mekanizması, kimlerin hangi şartlarda yararlanacağı açık biçimde belirlenecek. Düzenleme genel af ya da şahsa özel af niteliği taşımayacak.
Terörsüz Türkiye hedefine yönelik devletin ve siyasetin yeni bir çözüm yaklaşımı ilk olarak 2024'te Malazgirt ve 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinde duyuruldu. İki yıla yaklaşan yeni süreçte, hedefe yaklaşmak için kritik aşamalardan ve eşiklerden geçildi.
Terör örgütünün fesih kararı, silah yakma merasimi, Türkiye'den çekilme kararı, devletin ve siyasetin bu süreçte aldığı kararlar, Süreç Komisyonu'nun kurulması ve çalışma süreci sonunda raporunu tamamlaması gibi her bir aşama çeşitli sınamalarla ve meydanokumalarla bugüne geldi. Yani yasal düzenleme aşmasına kadar süreç ilerletildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın ilgili aktörleri ve devlet yetkilileri terörsüz Türkiye hedefine ulaşmada sürekli kararlılık vurgusu yapmasına rağmen, daha öncekilerde olduğu gibi, süreci bulandıracak tartışmalar ve maksatlı yorumlar maalesef hiç eksik olmadı.
Süreç devam ederken, kuzeyde Ukrayna- Rusya savaşı, güneyde uzun süredir devam eden Suriye iç savaşının artçı sorunları, İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımı ve bölgesel savaş planları ve doğuda ABD/İsrail'in İran'a yönelik saldırıları Türkiye'yi her yönden ciddi anlamda etkiliyordu.
PYD/YPG terör örgütlerinin yeni Suriye yönetimine entegre olmayı ilk başta reddetmesi ve ABD/İsrail-İran savaşında bazı Kürt grupların savaşa dahil edilme girişimleri süreci doğrudan etkileyen önemli gelişmelerdi. Yine PKK'ın Irak ve Suriye sahasındaki uzantıları üzerinden kurulmak istenen yeni denklemler, örgütün tasfiyesini geciktirmeye yönelik dış müdahale ihtimalini sürekli gündemde tuttu.
Buna rağmen, Terörsüz Türkiye ve bölge hedefine yönelik süreç kazasız bir şekilde "yasalve kurumsal düzenleme" aşmasına getirildi. Yasal düzenlemenin hangi aşmada yapılacağı Meclis Süreç Komisyonu'nda uzlaşma ile kararlaştırılmıştı. PKK terör örgütünün silah bırakmasının tespit ve teyit edilmesi, "kurumlar arasındaki eşgüdümle, objektif, ölçülebilir, şeffaf vedenetlenebilir ölçütlere göre yapılacağı" raporda kayıt altına alınmıştı.
Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelecek yasa tasarısı kanunlaştığında, "uygulanmasının", sahadaki gelişmeleregöre ve ilgili kurumların teyit ve tespit etmesine bağlı olacağını öngörmek zor değil. Bu bağlamda yasanın şimdiden çıkarılması, örgüt mensuplarının silah bırakmasına bahaneoluşturacak argümanları elinden almak içindir.
Süreç yeniden başlatıldığında her aşamasının Türkiye'ye özgü olacağı her fırsatta vurgulanmıştı. Bu bağlamda yasada "üçüncü göz" ya da "dış arabulucu" olmayacak. Tüm süreçler Türkiye modeline uygun olarak, TBMM'nin hukuki ve siyasi meşruiyeti altında tamamlanacak.
Bu yasanın uygulanma süreçlerinde, kritik eşik ve teyit mekanizmasının bir devlet politikası olarak tanımlanan ilgili kurul ya da kurumlar

4