Süreçle ilgili kanun teklifi TBMM'ye sunuldu. AK Parti, MHP, DEM, CHP ve HÜDAPAR'ı kapsayan partilerin milletvekilleri, teklifin altına imza attı.
Meclis aritmetiği bakımından yakın dönem Türk siyasetinde eşi az görülen bir mutabakat görüntüsü oluştu.
360 milletvekilinin imzalamasının yine sembolik bir anlamı var. Bu genişlikte bir destek bundan sonraki süreçler açısından büyük anlam taşıyor.
Yasa teklifinin içeriği muhalefet dahil birçok kesimden destek gördü. Sadece parlamento desteği açısından değil, aynı zamanda, hukukçular başta olmak üzere meseleyi yakından takip edenler de çerçevenin iyi hazırlandığını söylediler. Her konunun ince elenip sık dokunduğunu vurguladılar.
Muğlaklıklara ve yeni tartışmalara fırsat vermemek için azami çabanın harcandığı anlaşılıyor. Yasada af yok. Toplumsal hassasiyeti zedeleyecek konular kapsam dışı. Yasadan kimin nasıl yararlanacağı belli.
Parlamento sürece dahil edildiği için izleme görevini yerine getirecek. Yürütme, denetleme ve doğrulama ile ilgili tüm kurumların bir koordinasyon kurulu ile hareket edecek olması sürecin selameti açısından hayati derecede önemli.
Bu bağlamda, hazırlık sürecinde siyasi, idari, teknik ve hukuk uzmanlarıyla yapılan geniş istişarelerin olumlu sonuç verdiğinin altını çizmek gerekir.
Çerçeve yasanın her sorunu çözen bir paket olmadığı en başından ifade edildi. Sürecin ilk hukuki adımını oluşturması açısından kritik bir eşik.
Uygulamada ortaya çıkacak yeni ihtiyaçlara göre parlamento yeni düzenlemeler yapabilir. Teklif metninde, Komisyon ve Genel Kurul aşamasında değişiklik yapılması mümkün.
Çerçeve metinin, aynı anda demokratikleşme, siyasi partiler hukuku, anayasa değişikliği gibi konularında yapılan her tartışmaya cevap vermesi beklenmez. Tüm çözümleri bir yasadan beklemek de doğru değildir.
İlk aşamada yapılması gereken, örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla ortaya çıkan hukuki durumun, açık, uygulanabilir ve denetlenebilir kurallara bağlanmasıydı. Teklifin, sınırlı, koşullu ve aşamalı yapısı bu amaca uygundur.
Düzenleme, nihai fesih, teslim, fiilî varlığın sona ermesi karşılığında beş ilâ on yıl boyunca ceza sorumluluğunun sonuçlarının ertelenmesini öngörüyor. Şayet bu süre zarfında yeniden bir terör suçu işlenirse erteleme iptal olacak, cezalar yeniden uygulamaya alınacaktır. Bu bağlamda teklifin kamu düzeni ve güvenliğini öncelediği belirtmek gerekir.
Hukuki imkânlardan yararlanma, örgütün gerçekten feshedilmesine, silahların teslim edilmesine ve belirlenen süre içinde yeniden terör suçuna karışılmamasına bağlıdır. Dolayısıyla bu şartlar yerine getirilmezse öngörülen sonuçlar da doğmayacaktır.
Yasaya, "şu niye konmadı, bu niye eklenmedi" demek yanlış. Buna gerek yok. Bu son iki yıl içinde süreç bir "devlet politikası" olarak yürütüldü. Her aşamanın gereği olan ve ihtiyaç duyulan adımlar atıldı. Süreç

11