Siyasi partiler ve seçim kanunu değişikliği tartışması

Nebi Miş
Bugün
15

MHP lideri Devlet Bahçeli geçtiğimiz günlerde, siyasal sistemin ruhuna ve işlevine uygun olarak siyasi istikrarı ve demokratik gelişimi esas alan siyasi partiler ve seçim yasasının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
MHP liderinin ortaya koyduğu bu değişiklik talebi farklı açılardan tartışılıyor. Tartışılmalıdır da... Türkiye 2017 yılında parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş yaptı. Seçim yasasında bazı değişiklikler yapılsa da, sistemin ruhuna uygun olarak siyasal partiler ve seçim kanunu tam anlamıyla değiştirilemedi.
Başkanlık sistemine geçildikten sonra, iki parlamento ve iki başkanlık seçimi yaptık. 2018'den 2023'e doğru giderken uygulamadaki bazı sorunlar görülerek seçim sisteminde yeni düzenlemelere gidilmişti.
Siyasal sistem değişimi, sıradan bir anayasa ya da yasal değişiklik değildir. Yüz elli yıllık bir sistemin ardından yeni bir sisteme geçiş yapmak, siyasal kültür başta olmak üzere yönetim anlayışını yeniden şekillendirir. Bu tür siyasal sistem değişimlerini sorunsuz atlamak kolay değildir. Bir hususun altını özellikle çizmek gerekir. Bu tür büyük sistem değişimlerinin ilk yıllarında hukuki ve teknik bazı aksaklıkların yaşanması değişimin doğası gerekir.
Ancak Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü siyasi liderliği, Cumhur İttifakı partilerinin uyumu ve siyasal ve yönetsel istikrarın devam etmesiyle büyük bir kriz olmadan ilk sekiz yılı geride bıraktı.
Yasal ve kurumsal büyük değişimlerde doğum kusurları yaşanabilir. Yeni sistemin ilk dönem uygulamasında öğrenme ve adaptasyon süreçleri zaman alabilir. Hatta, yasal çerçeveye tam uymayan ve geçmiş sistemin alışkanlıklarına göre hareket eden bürokratlar bile olabilir. Bundan dolayı da, sistem değişimleri sonrası dinamik bir reform süreci gereklidir.
Başkanlık sisteminin eski sisteme göre bir çok avantajını bu dönemde gördük. Siyasal istikrar ve karar alma mekanizmalarının etkinliği ile bir çok sorun ve kriz iyi yönetildi.
Bu sistemin gelecekte istikrarını etkileyebilecek en önemli mesele, küçük ya da tek kişilik başkan partilerinin sistemi değersizleştirebilecek pazarlık siyasetlerine başvurmasıdır. Öncelikle, mevcut sistemde küçük partilerin, ağırlıklarının çok ötesinde pazarlık siyasetine başvurduğunu gördük. Yine bu pazarlık siyaseti üzerinden, eklemlendikleri partilerin iç bütünlüğüne zarar verdiği açık bir biçimde deneyimlendi.
Bir siyasal sistemde onlarca partinin Meclis'e girmesi sanılanın aksine demokrasinin kalitesine olumlu etki eden bir girdi değildir.
İkinci olarak, sistemde küçük partilerin etkili olması, siyasal alanın parçalanması, ittifakları siyasi partilerden daha önemli hale getirir. Böyle bir durumda seçmenin parti aidiyetleri aşınır. Küçük partiler ağırlıklarını artırmak için popülizme başvurular. Bu da siyasetin merkezini negatif rekabet üzerinden dönüştürür.