Siyasette tutarlılık ve güven inşası ile ilgili bir karşılaştırma

Nebi Miş
Bugün
10

Siyasette güven, geçmişteki davranışların gelecekteki vaatleri desteklemesiyle oluşur. İnandırıcılık, toplumun bir aktörün söylediklerini doğru bulmasının yanında aynı zamanda gelecekte nasıl davranacağını da kestirebilmesiyle inşa edilir.
Sahicilik ise, siyasi davranışın arkasında kalıcı bir siyasi kimlik ve sarsılmaz bir duruşun bulunması ile doğrudan ilişkilidir. İktidarın tek bir icraatına bakarak toplum güven oluşturmaz. Muhalefetin de tek bir söylemine ya da duruşuna bakarak seçmen karar vermez.
Her iki durumda da belirleyicilik, söylem, davranış, sonuç ve niyet arasında toplumun kurduğu ilişki ile ortaya çıkar. Siyasette güvenilmeyi hak etmek gerekir. Tekrarlanan başarı ve icraatlar güveni besler. Tekrarlanan başarısızlıklar ve tutarsızlıklar ise yeni vaatlerin değerini düşürür. Partilerin seçmen nezdindeki itibarı zaman içinde oluşur.
Toplum, siyasi aktörelerin söylediklerini geçmiş davranışları ile karşılaştırır. Hangi meselede neyi savunduğuna, benzer olaylarda hangi ölçütü kullandığına bakar. Özellikle krizler, siyasetçiyi tercih yapmaya zorlar. Sorunu kabul edip çözüm üretmek ya da sorunu görmezden gelip krizi başkasına yüklemek arasındaki karşılaştırmayı siyasi okur yazarlığı yüksek olan seçmen kolayca yapabilir. Türkiye'de seçmenin siyasi okur yazarlığı yüksektir.
Yazının bu teorik girişini, iktidarın ve iktidara yakın siyasi analizcilerin fon sorunu karşısındaki tutumu ile muhalefet ve muhalefeti destekleyen gazeteci ve kamuoyu oluşturucularının belediye yolsuzlukları, rüşvet ve irtikap iddiaları ile ilgili duruşlarını karşılaştırmak amacıyla yazdım. Son bir yıl içinde CHP/Yeni Parti'nin başını çektiği belediyelerde yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve ahlaki sorunlarla ilgili toplumu sarsıcı iddialar ortaya çıktı. Bu sorunun yargı aşamasında onlarca farklı itiraf ve belge ortalığa saçıldı. Soruşturmalar, aylardır kamuoyunun gündeminde.
Konunun doğrudan muhatabı olan CHP/Yeni Parti başta olmak üzere, diğer muhalefet partilerinin neredeyse tamamı, muhalefeti destekleyen medya ve medyacıların kahir ekseriyeti sorunu bağlamından kopararak ele almayı seçtiler. Sorunu sadece tutuklamalar ve yargı süreçleri üzerinden tartışarak, ortalığa saçılan iddiaları perdelemeye çalıştılar. Esas sorunu görmezden geldiler.
Aynı çevreler, fon sorunu ortaya çıktıktan sonra tüm hatları ile meselenin üzerine gittiler. Hatta, doğrudan sorumlu olmayan siyasetçi ve bakanları bile fon sorunu ile ilişkilendirerek maliyeti büyütmeye çalıştılar. Muhalefete yakın gazeteciler ve siyasi analizciler aktif bir biçimde iktidara yüklendiler. CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını görmezden gelen, söz konusu iddialarla ilgili sahici bir eleştiri bile yapmayan muhalefet partileri, fon sorununda