Siyasal yorgunluk ve hayal kırıklığı

Nebi Miş
Bugün
9

CHP seçmeni, çok uzun yıllardır "negatif partizanlık" üzerinden mobilize edildi. Seçmene yıllardır, "neye oy verdiği" değil "neye karşı oy verdiği" anlatıldı. Tepki siyaseti ile uzun yıllardır muhalif siyasal alanda ne olup bittiği önemsizleştirilmeye çalışıldı.
Daha somut bir ifade ile, "aday, kadro, hizmet, proje, parti içi ahlak gibi durumları sorgulama, iktidar karşısında kim varsa ona oy ver" tarzı bir muhalefet enerjisi işletildi. "Sizin göreviniz sorgulamak değil, karşınıza çıkarılan adaya oy vermektir" gibi bir muhalefet psikolojisi oluşturuldu. "Tatava yapma bas geç" ya da "Tuvalet terliği aday olsa oy veririm" gibi ifadeler bu siyasal psikolojinin nerdeyse açıklayıcı sembollerine dönüştü.
CHP içindeki krizde, her iki taraf tabanın kendi yanında olduğunu söyleyerek yol almaya çalışıyor.
Görevden yargı kararı ile uzaklaştırılan kadro, Kılıçdaroğlu'nu siyasi baskı ile geri adım atmaya zorluyor. CHP seçmeninin, Kılıçdaroğlu ve ekibini istemediği söyleniyor. En fazla yüzde iki gibi destek oranları telaffuz ediliyor.
Siyasi baskının diğer önemli bir aracı olarak, eski başkanlar, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları ve delegeler farklı başlıklardaki imza tutanakları ile Kılıçdaroğlu'nun karşısında gösterilmeye çalışılıyor. Ayrıca, muhalif medya ve sosyal medya üzerinden farklı suçlamalarla bu baskı genişletiliyor.
Devam eden bu krizde, tarafların iddia ettiği gibi muhalefet seçmeni hemen bir tarafa konum almaz. Tabii ki taraflar, kendi destekçilerini geniş göstermek ve psikolojik üstünlük mücadelesi için meydanlara kalabalıklar toplayabilir. Bu, sürecin doğal gereğidir.
Ancak CHP tabanının daha geniş kitlesi için şu anda taraf seçmek o kadar kolay değildir. Bu iki seçeneğin bir tarafında uzun süre seçim kaybetmiş Kemal Kılıçdaroğlu var. Yani seçim başarısızlığı ile özdeşleşmiş bir liderin yargı kararı ile geri gelmesi söz konusu.
Diğer tarafta ise, yerel yönetimlerde seçim kazanmış ama bu kazanımı belediyelerde hizmet ve yerel yatırımla taçlandırmak yerine, rüşvet, yolsuzluk, delege pazarlığı, ahlaki meşruiyet tartışmaları ve iddiaları ile partiyi mahkemeye düşürmüş başka bir ekip var. Kılıçdaroğlu ve destekçileri, görevden mutlak butlanla uzaklaştırılanlara ağır suçlamaları yöneltmeye devam ediyorlar.
Her iki taraf, kendi seçmenlerini yıllarca, hukuk, şeffaflık, tüyü bitmemiş yetimin hakkı, liyakatli yönetim, temiz siyaset, yolsuzlukla mücadele gibi söylemlerle mobilize etmeye çalışmışlardı. Şimdi ise, parti içinde taraflar birbirine bu suçlamaları yöneltiyor. Suçlamaya muhatap olan taraf, yaşananları "iktidar operasyonu" diyerek tabandan tümüyle görmezden gelmesini istiyor.
Bu yaşananlar karşısında, bir kısım muhalefet seçmeninin