Başlıktaki soruyu biraz daha genişleterek ve soyut şekilde soralım.
Eğer yargı kararı demokrasiyi zedeliyorsa, parti içi iradenin para, çıkar, baskı veya organize delege mühendisliğiyle sakatlanması, demokrasiye zarar vermez mi
Önce bu soruyu niçin soyut şekilde sorma gereği duyduğumu izah ederek cevaplandırmaya çalışayım.
Muhalefeti destekleyen siyasi analizciler ve siyasetçiler, "mutlak butlan" kararının bütün siyasi alana, siyasi partilere, demokrasiye, seçmen iradesine ve hatta en çok da AK Parti'ye zarar vereceğini iddia ediyor. Bunu iddia edebilirler, farklı gerekçeler ileri sürebilirler. Zaten hep bir ağızdan neredeyse aynı kelimelerle bu hususu ifade ediyorlar.
Ancak, krizin kök nedenini hiç konuşmak istemiyorlar. Bütün krizi, yargının siyasete müdahalesi üst başlığında, iktidar- muhalefet ilişkisine sıkıştırmak ve hapsetmek istiyorlar.
Muhalefeti destekleyen siyasi analizciler ve siyasetçiler, siyaset yozlaştığında bunun demokrasiye ve siyasi partilere vereceği zararı görmek istemiyorlar.
Onlar, mahkeme kararının demokrasiye zarar vereceğini iddia ediyorlar; fakat mahkemeye konu olan iddiaların demokrasiye vereceği zararı aynı açıklıkla tartışmıyorlar.
Mahkeme kararını siyasal alanın dışarıdan daraltılması olarak okuyorlar; fakat parti içi yozlaşma iddialarının siyasal alanı içeriden çürütme ihtimalini görmezden geliyorlar.
İktidarın muhalefeti dizayn ettiği iddiasını dile getirirken, çıkar ağlarının parti yönetimini, iradesini dizayn etme riskini, hadi ihtimalini diyelim, görmezden geliyorlar.
Tamam...Sorunu CHP'nin mevcut krizi üzerinden tartışmak istemiyorsanız, o zaman meseleyi bir kez de soyutlaştırarak tartışalım. Daha geniş bir yelpazede konuşalım. Böylece soyut şekilde sorulan sorulara cevap vermek belki daha kolay olur.
Siyasi partiler kendi içlerinde yozlaşırsa, sadece kendilerine değil, bütün demokratik düzene zarar verir. Parti içi rekabet; para, delege pazarlığı, çıkar ağı, belediye kaynakları, makam beklentileri ve vesayet ilişkileri üzerinden yürürse, orada da siyaset ölür. Parti içi yozlaşma da siyaseti içeriden çürütür.
Siyasetin yozlaşması, sadece bunu yaşayan partiye zarar vermez. Aynı zamanda diğer partileri de bu çürümenin içine çeker.
Herhangi bir parti kendi etik kurulunu, disiplin hukukunu, mali denetimini işletmezse, çıkan sorunları görmezden gelirse ve somut iddiaları kulak arkası ederse, kendi iç sorunlarını yargıya bırakmış olur. Parti içi hizipler, partinin kendi içinde çözemediği sorunlarını yargıya taşır. Sorunu çözemeyen taraf ise yargının devreye girmesinden şikayet eder.
Oysa bir partinin sağlıklı işleyebilmesi ve krize düşmeden yoluna devam edebilmesi için sorunu mahkemeye düşmeden çözebilmesi gerekir. Bu da liderlik karizması ve yönetim kapasitesi ile doğrudan ilgilidir.
Bir parti kendi içinde adaleti ve hesap verebilirliği kuramıyorsa, ülke için vadettiği demokrasi inandırıcı olmaz. Temiz siyaset, kendi evini temiz tutmakla başlar. Yargıya düşmüş bir partinin kadroları, sorunun kaynağı ile yüzleşmek ve arınma siyasetini başlatmak zorundadır. Demokrasinin derinleşmesi, toplumun gönül rahatlığıyla destekleyeceği seçeneklerin çeşitliliği ile mümkündür.

15