Onuncu yılında 15 Temmuz

Nebi Miş
Bugün
2

Bugün 15 Temmuz'un sene-i devriyesi. FETÖ'cü darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Bu süre içinde FETÖ ile mücadelede önemli mesafe kaydedildi. Aradan geçen zamanda Türkiye'nin ne kadar büyük bir tehlike atlattığı daha iyi anlaşıldı.
15 Temmuz, yalnızca klasik anlamda bir darbe teşebbüsü değildi. Darbe yöntemi kullanılarak Türkiye'nin bağımsızlığını ve kurumsal bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaçlayan bir işgal girişimiydi.
Hedef yalnızca hükümeti iktidardan düşürmek değildi. Devlet kapasitesini ve işleyen kurumlarını felce uğratmak, millet iradesini etkisizleştirmek ve ülkeyi dış müdahalelere açık hale getirmek de bu darbe girişimi ile hedeflenmişti. 15 Temmuz'un uluslararası bağlamı, bu anlamda çok önemlidir. Türkiye'nin bölgesel meselelerde bağımsız hareket etmesi, dış politikada kendi önceliklerini belirlemesi ve küresel sistemde daha etkin bir aktör olma arayışı çeşitli güç merkezlerinde rahatsızlığa yol açmıştı.
Bu bağlamda, 15 Temmuz direnişi, iç siyasi düzenin korunması yanında Türkiye'nin stratejik özerklik arayışının da savunulması anlamına gelir. Hem 15 Temmuz öncesi hem de sonrasında bölgesel çatışmalara ve devletlerin kırılgan hale getirilerek zayıflatılmasına yönelik girişimlere bakıldığında, bugün darbe girişiminin engellenmesinin önemi daha iyi fark edilir.
Yine darbe girişimi ile neyin amaçlandığını bugünden geriye bakınca, bölgemizde yaşanan çatışmalardan, jeopolitik mücadelenin taraflarından ve icra ediliş şekillerinden daha iyi anlıyoruz. O gece sokaklara çıkarak darbeye direnen insanlarımız sadece kendi kaderini değil, bu coğrafyanın geleceğini de savunmuştur.
Darbe girişiminin önlenmesinden bu yana, başka ülkelerin aparatı haline gelmiş, kendi halkına silah doğrultacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütüne karşı verilen cevap, Türkiye gibi benzer tehditlere maruz kalan tüm toplumlar için bir umut ve ilham kaynağı olmuştur. Darbe ve işgal girişiminin bastırılması, "seçilmiş hükümetlere darbe girişimleri nasıl önlenir"in dünyada modeli olmuştur.

***

15 Temmuz'da Gazi Meclis bombalandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a suikast düzenlendi. Devletin emniyet ve güvenlik kurumları hedef alındı. Devletin emrinde olması gereken uçaklar ve tanklar milletimizi bombalamak için kullanıldı.
15 Temmuz'da FETÖ'cüler 253 insanımızı şehit ettiler. 2 bin 700'den fazla insanımız yaralanarak gazilikle müşerref oldu. O gece şehit olan, gazi olan ve sokaklara çıkarak kıyam eden milletimizin kahramanlığını göz önünde bulundurmadan söylenecek her söz, meseleyi doğru şekilde ele almıyor demektir.
Durum böyle iken, 15 Temmuz darbesini, "ama"lı, "fakat"lı ifadelerle değerlendiren kim olursa olsun, o gece ne kadar büyük bir tehdidin bertaraf edildiğini, iyi niyetle söylersem, anlamıyordur. Ama bu on sene göstermiştir ki, 15 Temmuz'la ilgili "ama"lı, "fakat"lı cümle kuranların büyük kısmı açıkça söylemek gerekirse iyi niyetli değildir.
Nasıl o gece FETÖ'cü olmadığı halde, darbe ile hükümetin devrilmesini isteyen çevreler var idiyse, 15 Temmuz'dan sonra da, milletimizin kahramanca direnişi ile darbeyi püskürtmesinden rahatsız olanlar vardır.
Akademik ve entelektüel kariyerini, darbeler üzerine yazarak inşa eden, geçmişte darbe ve darbecilere karşı olan, bu konularda epeyce kitap ve makale yazan, söz söyleyen birçok "darbe uzmanı", 15 Temmuz'la ilgili nerdeyse tek bir köşe yazısı bile yazmamışlardır. 15 Temmuz'u görmezden gelenler ya da sıradanlaştırmaya çalışanlar milletimizin kıyamını ve yeniden dirilişini anlayamayanlardır.