NATO, "siyasi ve askeri bir ittifak" olarak tanımlanır. Yani "siyasi irade ve dayanışma" zorunlu şarttır. Bu husus, "ortak siyasi irade" olmadan, kuruluş amacını gerçekleştiremeyeceği anlamına gelir. NATO, "sürekli istişare" eden bir kurum olarak, farklı düzeylerde "sürekli kararlar" alır. Bugün kararları, 32 ülkenin oybirliği ile alır. Kolektif irade söz konusudur. Coğrafi olarak sadece Avrupa-Atlantik bölgesi değil, bu coğrafyanın çok ötesinde sonuçlar doğuran kararlara imza atar. NATO, bir operasyon başlattığında üyeler "gönüllülük esasına" göre askeri güç katkısında bulunurlar.
NATO bir "savunma" örgütüdür. NATO'nun kurucu anlaşmasının beşinci maddesi olan ve kısaca "Bir NATO üyesine yapılan saldırı, bütün üyelere yapılmış sayılır" şeklinde ifade edilen ilke, ittifakın temel taşı olarak görülür. İttifak tarihinde beşinci madde, sadece bir kez, o da 11 Eylül'de ABD'ye terör saldırılarından sonra işletilmiştir. Bunlar, NATO ile ilgili genel bilgiler, hatta "sıradan hususlar" olarak görülebilir. Ancak, kuruluşundan bugüne bu temel belirleyici hususlar başta olmak üzere birçok konuda NATO sürekli olarak tartışılan bir örgüttür. Ankara Zirvesi'nde, bu belirleyici hususların sınırları aşındığı için, yeniden netleştirmeye dönük tamamlayıcı kararlar alınabilir.
NATO müttefikleri gelecek hafta, 7-8 Temmuz'da Ankara'da olacak. NATO tarihinde ikinci kez, -ilki 2004 İstanbul Zirvesi- Türkiye zirveye ev sahipliği yapacak. Daha müttefikler toplanıp karar almadan Ankara Zirvesi'nin, NATO tarihinin en önemli ve "kritik" zirvelerinden biri olacağı beklentisi oluştu. NATO, bazı zirve toplantılarında ittifakın tarihi açısından belirleyici olan "yeni konseptleri" kabul etti. Bu yeni konseptlerle birlikte, devamlı olarak "NATO'nun değişen rolü"nden bahsedildi.
Soğuk Savaş sona erdiğinde, kendisine yeni ve büyük bir tehdit tanımlamaktan daha çok, "kriz yönetimi", "yeni ortaklıklar" ve "alan dışı operasyonlar" üzerinden rolünü yeniden belirledi. 11 Eylül saldırıları sonrasında, "terörle mücadele", "başarısız devletler" ve "küresel kriz yönetimi" gündeme taşındı. 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakının ardından, yeniden kuruluş amacını hatırladı ve 2022'de yine Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı savaşın ardından "kolektif savunma" ve "caydırıcılık merkezli" konsepte, yani en başa döndü. 2022 Madrid Zirvesi'nde Rusya bir kez daha "en önemli ve doğrudan tehdit" olarak tanımlandı. NATO'nun Ankara Zirvesi'nin temel gündemi, ittifakın hangi kaynaklarla ve hangi yük paylaşımı ile neyi, nasıl savunacağı olacak. Ülkelerin savunma harcamasında taahhütlerini yerine getirmesinin, stratejik bir sonuç üretmeyeceği görüldü. Yani her bir ülkenin savunma harcamalarına ayırdığı bütçeyi artırması sorunu çözmüyor. Kolektif savunmaya katkı anlamına da gelmiyor. Hatta, ittifak dayanışmasının güçlü siyasi iradeyle desteklenmediği bir denklemde, her ülkenin kendi silahlanma yarışı kolektif savunma anlayışının sürdürülebilirliğine zarar veren bir girdiye dönüşebilir.
Dolayısıyla, savunmaya ayrılan kaynağın koordineli ve kolektif bir bakış açısı ile ortak mühimmat üretimine, müşterek tedarike, hava savunmasına, siber kapasiteye, insansız sistemlere ve kritik altyapı güvenliğine dönüştürülmesi hususlarının karara bağlanması gerekecek. Ankara Zirvesi'nde bu konuyla ilgili siyasi iradelerin uyumlaşması ve

12