Siyasi iktidarların yetkinliği normal zamanlardan daha çok kriz dönemlerinde ölçülür.
Kriz ortaya çıktığında iktidarın ne kadar hızlı harekete geçtiği, vatandaşın hakkını ne ölçüde koruduğu ve benzer sorunların tekrar etmemesi için önleyici düzenlemeleri ne düzeyde hayata geçirebildiği yönetebilme itibarının belirleyici dinamikleridir.
Maalesef dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Türkiye ekonomisinde de piyasa manipülasyonları, denetim açıkları ve kötü niyetli işlemler geçmişten bugüne süregelmiştir. Bu tür sorunlarda, devletin bunu tespit edecek kurumsal kapasiteye, yayılmasını önleyecek araçlara ve sorumlulardan hesap soracak siyasi iradeye sahip olması ilk bakılan yerdir.
Fon krizi, iktidarın yetkinliğinin yeni bir sınaması niteliğindedir. Bu tür krizler çok katmanlıdır. Özellikle ekonomik güvenlikle ilgili sorunların hukuki, toplumsal ve siyasal niteliğinin olması, çözüm için sağlam bir iradeyi zorunlu kılar.
Yine finans piyasalarını ilgilendiren sorunların çözümü, çok dikkatli bir çözüm siyasetinin yürütülmesini gerektirir. Bu tür sorunlar, kabaca iki temel riski içinde barındırır.
İlki, sınırlı bir sorunun finansal sistemin tamamına yönelik güvensizliğe dönüşmesidir.
İkincisi ise siyasi tartışmaların, mağduriyetlerin giderilmesini ve piyasanın sağlıklı işleyişini sağlayacak teknik ve hukuki sürecin önüne geçmesidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ilgili bakanlar, sorunun ilk ortaya çıkmasından itibaren, meseleyi küçümseyen ya da görmezden gelen bir yaklaşım sergilemediler. Daha ilk andan itibaren, "ucu kime giderse gitsin" sorumluların tespit edileceği ve hesap sorulacağı açık bir biçimde en yüksek irade tarafından New Yok'ta gazetecilere açıklandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sorunun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde ortaya çıktığını, finansal sistemin tamamına sirayet eden bir risk bulunmadığını ve Türk sermaye piyasalarının bu sınamayı aşacak bir kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Finans piyasalarına güven verdi.
Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında kırmızı çizgileri ortaya koydu. "Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" sözleri ile siyasi iradenin duruşunu net biçimde ifade etti. Mağdurların, mağduriyetlerinin giderileceğinin sözünü verdi. İlaveten, sermaye piyasalarının işleyişini daha sağlıklı hale getirecek idari ve hukuki düzenlemelerin yapılacağını açıkladı.
AK Parti ve Erdoğan siyasetinin ayırt edici özelliklerinden biri, kriz çözme becerisidir.
Bu beceri, kriz anında hızla hareket etme ve karar almayla başlar. Sorunu doğru tanımlamak, öncelikleri belirlemek, kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak, toplumun endişelerini gidermek ve geçici tedbirleri kalıcı düzenlemelere dönüştürmek şeklindeki

2