Kimliksiz tepki siyasetin dünü, bugünü ve geleceği

Nebi Miş
Bugün
13

2020 yılında (15 Aralık), "Partisiz ya da Kimliksiz Siyasetin Açmazları" başlıklı bir köşe yazısında, "Partisiz başkan adayı ya da kimliksiz siyaseti savunmak, kısa vadede yararlı gibi gözükse de uzun dönemde Türk siyasetini değersizleştirir. Popülist ve değer üretmeyen siyasetin kapılarını sonuna kadar açar" tezini ileri sürmüştüm. Söz konusu dönemde CHP, İyi Parti, Deva, Gelecek ve Saadet partilerinin ittifak siyaseti arayışında, sık sık dile getirdikleri hususlara bakarak bu argümanı gerekçelendirmiştim.
Yine o dönemde bu partilerin başkanları ve ileri gelenleri partilerini sağ ya da sol olarak tanımlamamak için özel çaba sarf ediyorlardı. Sağ ve sol siyasetin anlamını yitirdiğini, Soğuk Savaş'ın ardından bu tip siyaset tarazlarının rafa kalktığını söylüyorlardı. Sadece sağ ve sol değil, muhafazakâr, milliyetçi, dindar, laik ya da seküler gibi tanımlamalara da özellikle mesafe koyuyorlardı.
Söz konusu yazının yazıldığı dönemde, bazı CHP'liler, Kılıçdaroğlu döneminde partinin kendi tarihsel değerleri ile çeliştiğini söyleyerek, "sağcılaşma" suçlaması üzerinden parti yönetimini eleştiriyorlardı.
Somut olarak, partinin "Atatürkçülük" ve "sol değerler"den uzaklaşarak kimliksizleşme yolunda hızla ilerlediğini iddia ediyorlar ve ittifak uğruna, CHP ve değerlerinin feda edildiğinin altını kalınca çiziyorlardı. Bu eleştirileri yapan ve parti dışında kalan CHP'lilere, hem muhalefeti destekleyen medya hem de CHP içinde siyaset yapanlar çok sert eleştiri getiriyorlardı. Yine o dönemde muhalefeti destekleyen ve bugün Kemal Kılıçdaroğlu'na hakaret yarışına giren çevreler, Kılıçdaroğlu'nun "Millet İttifakı çerçevesinde, bir partiye üye olsa da 'partisiz gibi duracak' bir başkan adayı için var gücü ile çalıştığını" dile getirerek, onun "ne kadar fedakâr bir parti başkanı" olduğunu söylüyorlardı.

***

Bu çerçeveyi sabite alarak, biraz geriye gidip bu güne tekrar gelelim... Partisiz başkan adayı ya da kimliksiz, ideolojisiz siyaset savunusu 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri ile öne çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu "çatı adayı" olarak gösterdiğinde, CHP'de bugün yaşananları yine doğru okuyamayan söz konusu dönemde muhalefeti destekleyen kamuoyu oluşturucuları, onun bir "siyaset sihirbazı" olduğunu iddia ediyorlardı.
Seçim kaybedilince, seçim öncesi söylenenler birden rafa kaldırıldı ve hep bir ağızdan partisiz sağ-muhafazakar bir adayın çok yanlış bir seçim olduğunu söylemeye başladılar. Yine siyaseti "çok iyi bilen" çevreler, 2018 seçimlerinde Muharrem İnce'nin aday gösterilmesini "tam isabetli bir tercih" olarak gördüler. Kılıçdaroğlu'nun "çok iyi bir tercih yaptığını" ballandıra ballandıra anlattılar. Daha seçim kaybedildiği gece insanlık tarihindeki en ağır hakaretleri İnce'ye yönelttiler.
2019 yerel seçimleri öncesinde AK Parti ve sağ siyasete yönelik en büyük eleştiri, "müteahhit siyasetçiliği"ni öne çıkardığı ile ilgiliydi. Aslında, bu iddia gerçeklikten daha çok kurgulanmış bir siyaset