Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkevi'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından şu açıklama yapıldı:
"Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi konusunda anlaşmışlardır. Irak'ın bu güvenlik uygulamalarında kaydettiği ilerleme çerçevesinde, kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda Türk kuvvetleri Başika- Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine kademeli olarak teslim edecektir" denildi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise BM Genel Kurulunun ardından Türkevi'nde düzenlediği basın toplantısında Sincar ve Başika kararlarının uygulama mantığını anlattı.
Buna göre Sincar'daki silahlı unsurlar, silahlarını Irak devletine teslim etmeye başlayacak. Bu konuda ilerleme sağlandıkça Türkiye de bölgedeki askerî varlığını kademeli olarak azaltacak. Ancak Başika konusunda nihai adımların atılması, Sincar'daki terör varlığının tamamen sona ermesine bağlı olacak.
Dolayısıyla ortada tek taraflı ve karşılıksız bir takvim bulunmuyor. Süreç, Irak devletinin Sincar'da egemenliğini tesis etmesine ve PKK bağlantılı yapıların tasfiye edilmesine paralel ilerleyecek.
***
Bir önceki Başbakan Sudani döneminde Türkiye ile Irak arasında birçok alanda pozitif bir ivme yakalanmıştı. Bu alanların başında PKK terör örgütüne karşı ortak mücadele geliyordu.Bu yeni yaklaşımda, Türkiye'nin güvenliğinin sağlanması ile Irak'ın ülke genelinde devlet otoritesini tesis etmesinin birbirini tamamlayan iki hedef olduğu görüşü esas alındı. Bu yaklaşımdan hareketle; Aralık 2023'te Ankara'da gerçekleştirilen Türkiye-Irak Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantısında PKK, iki ülkeyi de tehdit eden ortak bir güvenlik sorunu olarak gündemin öncelikleri arasına yerleştirildi.
Asıl kritik gelişme Mart 2024'te Bağdat'ta yapılan güvenlik toplantısında yaşandı. Irak Millî Güvenlik Kurulu, PKK'yı "yasaklı örgüt" ilan etti. Bu karar, örgütün Irak'taki siyasi, lojistik ve operasyonel hareket alanının sınırlandırılması bakımından önemliydi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Nisan 2024'te Bağdat ve Erbil'e gerçekleştirdiği ziyaret, bu yeni yaklaşımı stratejik bir çerçeveye taşıdı. Bağdat'ta imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması ile güvenlik, terörle mücadele, ekonomi, enerji, su ve ulaştırma başlıkları birbirini tamamlayan alanlar olarak ele alındı.
Bu tamamlayıcılığın somut karşılığı Kalkınma Yolu Projesi'ydi. Projenin başarıya ulaşması, güvenli ve istikrarlı bir Irak'ın varlığına bağlıydı. Terör örgütlerinin ve devlet dışı silahlı yapıların etkili olduğu bir coğrafyada böylesine büyük bir ticaret ve ulaştırma projesinin sürdürülebilir olması mümkün değildi.
Ağustos 2024'te imzalanan Askerî, Güvenlik ve Terörle Mücadele Mutabakat Zaptı ile iş birliği daha ileri bir aşamaya taşındı. Bağdat'ta Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi, Başika'da ise Ortak Eğitim ve İş Birliği Merkezi kurulması kararlaştırıldı. Böylece istihbarat paylaşımı, sınır güvenliği ve terörle mücadele koordinasyonu kurumsal bir yapıya kavuşturuldu.
2025 yılında PKK'nın feshi ve silahsızlandırılmasına yönelik süreç, örgütün Irak ve Suriye'deki uzantılarını da kapsayacak şekilde yürütüldü. Irak'taki seçimlerin ardından hükümet değişikliğinin süreci nasıl etkileyeceği merak konusuydu.
Ancak Zeydi hükümeti, önceki yönetimin devlet dışı silahlı yapıların tasfiyesine yönelik politikasını sürdürdü. Ankara-Bağdat hattında Sudani döneminde atılan adımlara sahip çıkıldı. Başbakan Zeydi'nin temmuz ayındaki Ankara ziyareti sırasında

9