Dijital tehditler ve şiddetin teşviki

Okullardan başlayan şiddet olayları dijital radikalleşmenin symptomuysa, fiziki güvenliği artırmak gerçekten çözüm olabilir mi?

Nebi Miş
Bugün
5
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını münferit olaylar değil, dijital platformlar tarafından yönetilen algoritmaların radikalleştirici içeriklere maruz kalan gençleri etkilemesinin sonucu olarak görüyor. Bu teşhisi yaparken, empati zayıflığı, yankı odaları ve şiddetin görünürlüğe ödüllendirilmesi döngüsünü vurguluyor. Ancak yazar, bu sorunun çözümü için devlet denetimi, dijital okuryazarlık, aile sorumlulukları ve yaş sınırlamalarını önerirken, teknoloji şirketlerinin egemenlik tanımayan doğasına karşı ne kadar etkili bir silah olabileceği hala muğlak kalmıyor?

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta iki gün arka arkaya iki okulda silahlı saldırı gerçekleşti. Birden çok öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybetmesi sadece bir "okul güvenliği" sorunu olarak değerlendirilemez. Olay sadece bir güvenlik zafiyeti olarak da tartışılamaz. Bu olayların münferit değil, daha geniş bir eğilimin yansıması olduğunu tespit etmek zor değil.
Uzun yıllardır bu tür şiddet eylemleri, aile sorunları, akran zorbalığı, psikolojik kırılganlıklar ve sosyal dışlanma gibi dinamikler üzerinden tartışıldı. Bu görme biçimi, sadece bizim ülkemizde değil, tüm dünyada benzer bir literatür üzerinden takip edildi.
Bugün için bunların hiçbiri ortadan kalmasa da, bu faktörleri birbirine bağlayan, hızlandıran, derinleştiren belirleyici bir dinamik var. O da dijital platformlar ve bu platformların ürettiği algoritmalar.
Tüm dünya, dijital faşizm, algoritmik radikalleşme ve bunların sonuçları ile daha fazla yüzleşiyor. Dijital tehditler her geçen gün daha fazla insanı ve özellikle kırılgan genç kuşakları etkiliyor.
Çünkü, dijital mecralar sadece içerik üretmiyor. Bu mecralarda tepki çeken duygular kolay alıcı bulduğu için öne çıkarılıyor. Sistematik olarak, korku, öfke ve çatışma çıkaran anlatılar yankı odalarında alıcısına doğrudan yükleniyor.
Ergenlik dönemindeki kırılgan gençler, sokaklardan, aileden, okuldan ve gerçek akran dünyasından soyutlanmış bir şekilde zamanının önemli bir kısmını ekran başında geçiyor. Buralarda, gerçek dünyadan yalıtılmışlıkla, kendi gerçeğini sanal dünyada şekillendiriyor.
Algoritmalar, onları benzer düşünen insanlarla sınırlı evrene hapsediyor. İçerikler kendi duygularını teyit edecek şekilde önüne düşüyor. Alternatif bakış açıları karşısına çıkmıyor. Böyle olduğu için empati zayıflıyor. Radikal düşünceler normalleşiyor. Şiddetin teşviki karşılık buluyor.
Görünür olmak buralarda ödüllendirildiği için, görünür olmanın en kolay yollarından biri şiddete başvurmak. Şiddetin görünür olması üzerine yapılan araştırmalarda, özellikle medyada öne çıkan şiddet örüntüleri, şiddete eğilimli gençlerde taklitçi davranış motivasyonlarını üretiyor.
Urfa ve Maraş'taki saldırıları münferit olaylar olarak ele alamayız. Eski tartışmalarla bu sorunlara çözüm üretemeyiz. Sadece sorumluluğu bir kuruma, kişiye ya da aileye yükleyerek de tüm dünyanın çözüm aradığı bu dijital radikalleşme meselesine çözüm bulamayız.
Fiziki mekanları korumak tabii ki çok önemli. Ancak yeterli değil. Gençlerin zihni alanını nasıl koruyacağımıza daha fazla odaklanmalıyız. Devletlerin egemenliklerini tanımayan, kendi ajandasına göre hareket eden dijital platformlara karşı ulusal denetimleri daha fazla konuşmalıyız. Yasamanın ve hükümetin bu konularda aldığı kısıtlayıcı kararları hemen "