Büyük Türkiye Mutabakatı'nın stratejik anlamı

Nebi Miş
Bugün
13

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2024 yılı Büyük Zafer'in yıldönümünde, "iç cepheyi sağlam tutma" çağrısını yapmış ve bunun stratejik önemini sonraki konuşmalarında bölgesel ve küresel gelişmeler üzerinden çerçevelendirmişti.
Geçtiğimiz iki yıl içinde, iç cepheyi sağlam tutma çağrısının gerçekten de stratejik değerde bir politika çerçevesi olduğunu, bölgesel ve küresel belirsizlikler, savaşlar ve çatışmalar gösterdi.
Ülkemizin kuzeyinde beş yıla yakındır Ukrayna-Rusya savaşı devam ediyor. İran-İsrail/ABD savaşında bir anlaşma hâlâ ufukta görünmüyor. İsrail'in bölgesel savaş ve kaos planı, yeni saldırılarla sürüyor. Filistinlilere yönelik soykırım durdurulabilmiş değil.
Türkiye, bu çatışmalardan en fazla etkilenebilecek ülke olmasına rağmen, siyasal ve yönetsel istikrarın devam etmesi, siyasi liderliğin, uyumlu ittifak siyasetinin ve yönetici kadroların öngörülü çabalarıyla maliyetleri minimize edebilmiştir.
Bugün geriye baktığımızda, iç cepheyi tahkim etme, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge politikasının isabeti yadsınamaz bir hakikattir.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı töreninde, yeni bir yaklaşımdan bahsetti. "Büyük Türkiye Mutabakatı" olarak ifade ettiği bu yaklaşımı, terörsüz Türkiye süreci ile ilgili ortaya çıkan toplumsal ve parlamenter uzlaşıya atıfla sonraki konuşmalarında devam ettirdi.
Kırgızistan dönüşünde gazetecilerin sorularını cevaplandırırken, "İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye payandasında kenetleneceğiz. Biz buna Büyük Türkiye Mutabakatı diyoruz" sözleriyle tekrar bu kavrama atıf yaptı.
Geçtiğimiz günlerde, AK Parti Rize Genişletilmiş İl Başkanları Danışma Meclisi Toplantısı'nda, dünyanın ve bölgenin kritik bir süreçten geçerken siyasetin de kendisini buna göre uyarlaması gerektiğini vurguladı.
Yalnızca iktidar karşıtlığına dayanan "cephe siyaseti"nin terk edilmesi, görüş ayrılıkları korunurken diyaloğun güçlendirilmesi, hizmette yarışmanın ve milli menfaatlerde ortaklaşmanın esas alınması gerektiğinden bahsetti.
Konuşmasında "Ankara merkezli siyaset" çağrısıyla bu kavramla neyi kastettiğini bir kez daha şu sözlerle dile getirdi: "Büyük Türkiye Mutabakatı, bunu söylerken kastımız budur. 86 milyonun birliği, beraberliği, kader ortaklığıdır. Aynı idealler etrafında kenetlenmedir."
Büyük Türkiye Mutabakatı çağrısı, dünyadaki siyasetin merkezinin zayıfladığı, siyasi partilerin uçlara yöneldiği, toplumsal ve siyasal gerilimlerin devletlerin karar alma kapasitesini aşındırdığı bir dönemde Türkiye açısından