Bir diktatörün portresi

Problemli bir çocukluğun ardından, dünyanın başına bugüne kadar yaşanan en büyük felaketi getirdi.

Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne iki kez başvurdu, ancak kabul edilmedi.

Dinleyenleri büyüleyen, hitabet yeteneğini keşfetti.

Köpeği Blondi'ye çok bağlıydı.

★★★

12 ay kaldığı hapiste, ünlü kitabı "Kavgam"ı yazdı.

Demokrasiyi tramplen olarak kullanmayı prensip edinmişti.

Hele bir iktidara gelsinler, demokrasinin icabına bakarlardı elbet!

★★★

"Ekonomik Kriz"in işsiz bıraktığı milyonlarca Almanı arkasına alarak, diğerlerine fark attı.

Geleceğe ait hiçbir umudu kalmamış insanlar, kendilerine "ulusal diriliş" vadeden bu sese kulak kabartmaya başlamıştı.

Seçimlerden galip çıktı ve Başbakanlık görevini aldı.

★★★

Ülkeyi olağanüstü hâl yasaları ve kararnamelerle yönetmeye başlamış, Parlamentoyu saf dışı bırakmıştı.

Karşıtlarının korkulu rüyası olan SS (Koruma Gücü), siyah üniformalarıyla muhalifleri ezen bir çekice dönüştü.

İlk eylemleri, kendisine sadık olup da daha sonra muhalif tarafa geçenlerin idam edilmesi oldu.

★★★

1934 yılında, Cumhurbaşkanlığı makamı ile Şansölyelik (Başbakanlık) makamının tüm yetkilerinin kendisinde toplanması yönünde referandum yapıldı.

Askerleri sandıkta açık oy kullanılması yönünde baskı yaptılar.

43 milyon oyun %90'ını aldı ve ülkesinin sorumsuz tek lideri, diktatörü oldu.

Uzun süre kendisine şüphe ile bakan ordu da biat edince, zincirin halkaları tamamlandı.

★★★

Demokrasi dalgası üzerinde yelken açarak, diktatörlük kıyısına kapak atmıştı.

Artık devlet demek, O demekti.

Führer (lider) adını almıştı.

Yani, bildiğiniz Hitler...

Kendi gençliğini yaratmak için, devletin tüm imkânlarını seferber etti.

Ve saldırgan dış politikasını hayata geçirdi.

★★★

Kendini eleştirenlere ve basına hiç tahammülü yoktu.

Önce devletin basın ve radyo kanalını, kendi kanalı olarak kullandı.

Muhaliflerin radyo yayınlarını kesti, basım yerlerini kapattı.

Yabancı kaynaklara başvuran insanları "vatan haini" ilan etti.

★★★

Bir süre sonra halka sadece, kendisinin denetiminden geçen bilgiler verilmeye başlandı.

Öyle ki, İkinci Dünya Savaşı'nda Rus birlikleri Berlin kapılarına dayandığında bile...

Alman basını, savaşı kazanmak üzere olduklarını yazıyordu.

Alman halkı, böyle sanıyordu.

★★★

Hitler, 12 Şubat 1938'de halka şöyle sesleniyordu:

"Benim tarihî bir misyonum var. Ben, bu misyonu gerçekleştireceğim. Çünkü Tanrı, bu misyonu yerine getirme görevini bana verdi. Benimle beraber olmayanlar ezilecektir."

Bu inanışla, 60 milyon insanın yaşamını yitirmesine neden olacaktı.

★★★

"Büyük yalan, küçük yalandan daha inandırıcıdır" derdi.

Alman Hava Kuvvetleri Komutanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Gestapo Şefliği yapan Goering, "Vicdansızım ben, benim vicdanım Adolf Hitler'dir" diyecek kadar biat etmişti.

★★★

Hitler, diktatör ruhlu liderlerin ortak yönünü şöyle haykırıyordu:

"Bize emir veren devlet değildir, devlete emir veren biziz... Almanya'da ne bugün ne yarın bizden daha iyi hiçbir şey yoktur ve olmayacaktır da. Bize Allah tarafından kutsal ve yüce bir görev verilmiştir..."

★★★

Adalet Müşaviri Dr. Frank, yargıçlara şöyle sesleniyordu:

"Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorunuz: 'Benim yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi"