23 Nisan: Cumhuriyet Meclisi

Mustafa Kemal, Ankara'da açtığı meclisle tüm yetkiyi elinde toplayabilirken neden böyle yapmadı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, 23 Nisan 1920'de açılan TBMM'nin kuruluşunu ve Mustafa Kemal'in bu süreçteki rolünü anlatır. Yazar, Mustafa Kemal'in merkeziyetçi bir yönetim kurabilecekken demokratik bir meclis tercih etmesini vurgular. Ancak, bir liderin dönem koşullarında merkezileşmeyi reddedişi, gerçekten de idealist bir tercih midir yoksa yapısal zorunluluk mudur?

19 Mayıs 1919'da, Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'da Milli Mücadele yolculuğu başlar.

Lider, 38 yaşındadır.

21/22 Haziran 1919'da, Amasya Genelgesi yayımlanır.

"Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" maddesi, meclisi, milli egemenliği ve Cumhuriyet'i işaret eder.

KONGRELER

23 Temmuz-7 Ağustos Erzurum Kongresi kararlarında, "Milli kuvvetleri etkin ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır" cümlesi, meclise giden yolda önemli bir halkadır.

4-11 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi kararlarını kabul eder.

Kongrede, yürütme organı görevini yapacak 16 kişilik Temsil Kurulu seçilir.

Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Kemal'dir.

Millî Mücadele, liderini bulmuştur.

ANKARA YOLCULUĞU

Ankara'ya gitmeye karar verilmiştir.

Ancak, yokluk heyetin peşini bırakmaz.

Heyetin mali işlerinden Mazhar Müfit (Kansu) sorumluydu.

"Bankalardan ve kurumlardan ödünç para almayı, Paşa'ya bir türlü kabul ettiremedim..." diye dert yanıyordu.

Mazhar Müfit, yolculuk öncesi anılarında şöyle yazacaktı:

"Bütün paramız yol için 20 yumurta, bir okka (1,3 kg) peynir ve 10 ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık."

★★★

18 Aralık 1919, Perşembe saat 9.00...

Mustafa Kemal ve Temsil Kurulu, üç araçla Sivas'tan Ankara'ya hareket ederler.

Hava, çok soğuk ve karlıydı.

Otomobillerin üstü açık olduğundan, kar altında giderler.

★★★

22 Aralık 1919'da, Hacıbektaş'a gelirler.

Mustafa Kemal Paşa, Alevi Dedesi Cemalettin elebi'nin evinde konuk olur.

Bektaşilerin lideri Salih Niyazi Dedebaba ile görüşür.

Millî Mücadele'yi destekleyeceklerine söz verirler.

ANKARA

Ankara, Mustafa Kemal Paşa'yı günlerdir karşılamaya hazırlanıyordu.

En önemli hazırlık, Seymen Alayı'nın kurulmasıydı.

Seymen Alayı, Orta Asya (Oğuz) Türk töresinden gelir.

Bir devletin yıkılışında, halk yeni bir devlet kurmak ve başlarına yeni bir başkan seçmek istediğinde Seymen Alayı kurulurdu.

★★★

27 Aralık 1919 Cumartesi...

Mustafa Kemal, yolculuğun 10'uncu günü Ankara'dadır.

20'nci Kolordu Komutanı Ali Fuat Cebesoy ile Ankara Valisi Yahya Galip Bey, Mustafa Kemal'i Gölbaşı'nda karşılarlar.

3 bin atlı, 700 yayadan oluşan Seymen Alayı ile okullar, esnaf ve halk büyük bir coşkuyla bekliyorlardı.

★★★

Mustafa Kemal Paşa, Zeybek kıyafetindeki Seymenlere:

"Merhaba Efeler!" diye selamladı.

"Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz" diye sordu.

"Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik."

"Fikrinizde sabit misiniz" dedi.

"Ant olsun!"

Mustafa Kemal'in gözleri yaşararak, "Var olun yiğitler!", diye seslendi.

★★★

Ankara Müftüsü Rifat Efendi (Börekçi):

"Hoş geldiniz, safa geldiniz. Memleketimizi aydınlattınız. Canla başla sizinle beraberiz."

★★★

Mustafa Kemal, halkla birlikte Hacıbayram'a kadar yürür.

Türbeyi ziyaret eder, kısa bir konuşmayla Ankara halkına teşekkür eder.

Ve heyetin kalacağı Ziyaret Mektebi'ne gidilir.

Bir duyuru yayımlar: "Şimdilik, Temsil Kurulu merkezi Ankara'dır."

NEDEN ANKARA

ünkü o günlerde, İngiltere desteğindeki Yunan Ordusu'nun hedefi Ankara'ydı.

Ulaşım açısından uygundu, trenle hem İstanbul'a hem de diğer cephelere bağlantısı vardı.

Oğuz töresi, burada varlığını sürdürüyordu.

Ve Ankara ulusal direnişten yanaydı.

İşte bu yüzden Ankara, hem meclisin hem de İstiklal Savaşı'nın merkezi olacaktı.

★★★

Ünlü Times gazetesi, Mustafa Kemal'in Ankara'ya gelişini şöyle yazar:

"Bütün dünyanın kuvvetine karşı ulusal bir hareket yaratmak... Ne çocukça bir hayal..."

Bu çocukça hayal, işgalcilerle işbirlikçilerinin umutlarını, üç yıl sonra yerle bir edecekti.

Kutsal bir hayaldi bu...

TEK ADAM OLMAK İSTEMEDİ

Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de bir genelge yayımlar.

Genelgede; milletin yeniden seçeceği temsilcilerden ve İstanbul meclisi vekillerinden Ankara'ya gelebilenlerden yeni meclisin kurulacağı belirtilir.

Mustafa Kemal, tüm yetkileri elinde toplayabilirdi.

Bunu yapmadı...

Anadolu'daki isyan hareketlerine rağmen, Meclis'in açılması için büyük çaba harcıyordu.

MECLİS'İN AILMASI

Mustafa Kemal Paşa, 21 Nisan 1920'de askeri ve sivil makamlara gönderdiği bir telgrafla Meclis'in açılacağını müjdeler:

"Tanrı'nın yardımıyla, Nisan'ın 23'üncü günü Büyük Millet Meclisi açılarak çalışmaya başlayacağından, o günden sonra bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun başvuracağı en yüce kat, adı geçen Meclis olacaktır."

Padişahta, tek kişide toplanan yetkiler, Meclis vasıtasıyla millete devredilecekti.

Yani, kul yerine değerli birey ortaya çıkıyordu.

★★★

23 Nisan 1920 Cuma günü...

Türkiye Büyük Millet Meclisi, büyük bir törenle açılır.

Önce Hacıbayram'a gidilir, namaz kılınır, kurbanlar kesilir.

Meclisin dışında ve içinde dualar okunur.

★★★

Ankara'daki marangozlar, Meclis kürsüsünü yaparlar.

Anadolu işgal edildiğinden, kürsüye siyah örtü konulur.

Isınmak için ortaya sac soba kurulur.

Ankara Öğretmenler Okulu'ndan, vekillerin oturmaları için öğrenci sıraları getirilir.

Aydınlatma için kahvelerden, bir petrol lambası bulunur.

★★★

24 Nisan 1920, Cumartesi...

Mustafa Kemal Paşa, TBMM Başkanlığı'na seçilir.

39 yaşındadır...

Lider, dört saatlik bir konuşma yapar:

Meclis'in üstünde hiçbir güç olmadığını, kesin çizgilerle belirtir.

200 BİN KİŞİLİK İŞGAL ORDUSU

Meclis açıldığında, Türkiye'de 200 bin kişilik işgal ordusu bulunuyordu. Bu sayılara, doğudaki Ermeni ordusu, Batı Anadolu'daki Rum, Ermeni ve Müslüman çeteleri ile işgalcilerle birlikte hareket eden padişahın desteklediği isyancılar dâhil değildir.

MUSTAFA KEMAL'E İDAM KARARI

İstanbul Hükümeti'nin Harp Divanı, Mustafa Kemal'i 11 Mayıs 1920'de idama mahkûm eder.

Padişah Vahdettin, idam kararlarını gecikmeden, 24 Mayıs 1920'de onaylar.

Dönemin Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah'ın verdiği fetvalar, İngiliz ve Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya atılır.

İşbirlikçi gazetelerde yayımlanır.

Fetvaların özeti şöyledir:

"İşgalcilere karşı mücadele edenlerin katli vaciptir..."

★★★

İngiliz Başbakanı Lloyd George, 25 Mayıs 1920'de Avam Kamarası'nda şöyle diyordu:

"Türkiye sahneden siliniyor diye üzülecek değiliz."

EN BUHRANLI GÜNLER

Mustafa Kemal Paşa, bugünlerde hayatının en sıkıntılı günlerini yaşamaktadır.

Halide Edip, o günleri şöyle kaleme alır:

"Genellikle birkaç saat uyuyabilmek için sabahın erken saatlerinde odalara çekilirdik. Fakat uyumak mümkün olmazdı. Hilafet Ordusu mensuplarının ne zaman bizim yerimizi de basıp, yatağımızda bizi boğazlayacağını tahmin edemiyorduk...

Mustafa Kemal Paşa'yı o günlerdeki kadar yorgun, üzgün ve bazen de ümitsiz görmüş değilim."

★★★

Lider, sadece iç ve dış düşmanlarla uğraşmaz...

Böbreklerinden dolayı büyük acı çekmekte, sık sık ateşlenmektedir.

Kaldığı Ziraat Mektebi'nin, her an isyancılar tarafından basılma olasılığı vardı.

Bu nedenle, giysilerini çıkarmadan yatıyordu.

YOKLUK ARESİZLİK