"Hakikî vukuâtı kaydeden tarih, hakikate en doğru şahittir." (Bediüzzaman)
Üstadın "hakikî" kaydı, bir ikazdır:
"Dikkat, hayalî vukuâtı kaydedenlere kanmayın!"
Resmî tarih anlayışı geldi aklıma. M. Kemal'in çocukken tarlada kargaları kovaladığı gibi çok ehemmiyetli(!) vukuât, 10 Kasımlarda bilhassa anlatılırdı. Böyle mühim teferruâtı mühmel bırakmayan tarih kitaplarında, ilk Türk cumhuriyetinin nerede kurulduğu ve ilk Türk cumhurbaşkanının kim olduğu gibi önemsiz(!) bilgiler kat'iyen yer almıyordu. Bu kabil malumat o kadar gereksiz olmalıydı ki, lise ve üniversite tahsilinde bile hiç karşıma çıkmamıştı.
Yok yok, tarih derslerimin üstünkörü işlendiğini sanmayın sakın. Her ne kadar branşım edebiyat idiyse de, belki tarih bölümündekilerin dahi karşılaşmadıkları bir ciddiyetle işini yapan hocalara denk gelme bahtiyarlığına(!) erişmiştik:
Köktürk Kağanlığının adını in kaynaklarında geçtiği gibi yazmakla kalmayıp bütün Köktürk hakanlarının kronolojik sıralamasını tarihleriyle ve isimlerini de ince karşılıklarıyla yazmak zorundaydık.
Kapgan Kağan Mo-chou, İnel Kağan Fu-kü~Fu-chü~Fu-kiu, Bilge Kağan Mo-kü, Bumin Kağan da T'u-men k'o diye yazılacaktı. Şaka gibi!
Bir başka dersin işlenişindeki titizlik geldi hatırıma:
Lise Biyoloji derslerinde tek hücreli hayvanların isimlerini Latince yazdırıp bir de şekillerini çizdirirdi hocalarımız, iyi mi
Amip demek kesmez, Amoeba proteus diyecektik. Entamoeba histolytica diye bir şey kalmış ezberimde. Fakat neyin nesi unutmuşum. Bir parazit miydi, terliksi hayvan denilen tek hücreli miydi
Yaşıtlarımın hepsi aynı ciddiyette(!) işini yapan muallimlere denk gelmemiş olabilirler ama belli yaşın üzerindeki herkes biyoloji derslerinde "Kurbağanın iç kesitini çiziniz." gibi bir soruyla çok elzem(!) bir konuda bilgilerinin yoklandığına şahit olmuşlardır.
Ekonomik gelişmelerin, bilhassa iç siyasetle alâkalı yorumların sıhhati de "hakikî verilere dayanan" istatistiklerle mümkündür.
"Hakikî" dedik, çünkü içinde yaşadığımız enflasyon için bile TUİK verileri hakikate dayanmıyor maalesef.
Bir garip ülke olduk doğrusu. İçişleri Bakanlarımız dağdaki teröristlerin ayakkabı numaralarını (bir rivayete göre böbreklerindeki taş miktarını) dahi bildiklerini söylerken İstanbul Valisi, şehirdeki yabancı göçmen sayısından bî haberdi!
Emekli muallim olduğumdan eğitim durumumuzla ilgili bir istatistiği mevzu edecektim aslında ama, lâf dolandı. Kayserilinin hesap, "Konuşukluk olsun işte!"

26