Risâle-i Nur'un dil mîmârîsi ve "-meklik" seçimi -1

İ.H.O. orta mektebinde Kırmızı Başlıklı Kız masalının Arapça metnini okuyoruz. Önce metni aşir ezberi gibi okuturdu hocamız, sonra da tercüme ettirirdi. Masalda Kırmızı Başlıklı Kız'ın adı Leylâ'ydı.

Hoca not defterini açar ve birimizi tahtaya kaldırırdı.

-İkra, oku bakayım.

Ezberden okunacak tabi. "Leylâ tilmîzetün müctehidetün... / Leylâ alışkan bir öğrencidir..." diye başlayan masalda ormandaki babaannesinin evine yemek götürmek için giden Leyla evin kapısını çalıyor:

-Ve kara'ahû tak tak!

Masalın Arapçasını çoğumuz buraya kadar ezberlemişiz. Fakat nedense burada takılıyoruz. Devamını hatırlatır, çağrışım yapar ümidiyle tahtada terler içindeki arkadaşlarımız kırık plak gibi:

-Ve kara'ahû tak tak! Ve kara'ahû tak tak!

Hocamız masasından ağır adımlarla kalkıp bahtsız talebenin yanına gelirdi.

Tahtadaki bîçâre, kan ter içinde, zavallı sağ kulağının -geometride henüz ismi konmamış- hangi şekillere gireceği ve sol yanağında patlayacak tokat(lar)ın sınıf duvarlarında hangi oktavlarda yankılanacağını bilemeyişin endişesiyle çâresiz mırıldanmakta:

-Ve kara'ahû tak tak!

Hocamız sol eliyle katladığı kulağı kıvırır, katlar, kıvırır... Kulağının derdine düşmüş garibim acıyla kıvanırken... "Ve darabehü şak şak! (Ve ona şak şak diye vurdu!)" kafiyesi eşliğinde yanağından çıkan şaplaklarla kırık plak, hâmûş olurdu.

Hikâyeyi bilirsiniz. Leyla'nın kapıyı çalmasıyla içeriden, babaanneyi öldürüp onun kıyafetlerini giyerek yatağına yatmış olan kurt, babaanneyi taklîden seslenir:

-Kapı açık...

Leylâ girince babaannenin tuhaf görünümüyle ilgili sorular sorar.

-Burnun neden bu kadar büyük

-Seni daha iyi koklamaklığım için.

-Babaanne, dişlerin niçin bu kadar sivri

-Seni yemekliğim için!

Orta okul yıllarında "isim-fiiller" öğretilirken dört adet takı gösterilirdi: -iş, -me, -mek, -meklik (geliş, gelme, gelmek, gelmeklik). Fiil kök veya gövdelerine eklenen bu dört ekle, kelimeyi fiil olmaktan çıkarıp isim-fiil denilen fiilimsileri türetiriz.

Zamanla –meklik takısı kullanılmaz olmuş. Öyle ki günümüz dilbilgisi kitaplarının hemen tamamında (Akademik seviyedeki bazıları müstesna) isim-fiil eklerinde "-iş,-me,-mek" diye tenzilat yapılmıştır. Bu takı (-meklik), kattığı mânâ nüansıyla birlikte ademe mahkûm edilip gaib olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmışken Nurların hayat öpücüğüyle hayata tutunabilmiş görünüyor.