Anlatım bozuklukları (43) - Şapka deyip geçmeyin (63)

Beşikten mezara ilim tahsil etmek Efendimizin emridir; hepimiz aynı mektebin talebeleriyiz.

Yazan da beşerdir, okuyan da. Nisyan ile malûl beşer, hatâ ve kusurdan hâlî değildir. Marifet hatasız olmakta değil, hatası gösterildiğinde onu kabullenebilmektedir. Yazılarda rastladığım ifade pürüzlerini tasnif edip dosyalayarak "Anlatım Bozuklukları" serisinde neşretmek ve de her gün bir/birkaç yazarımıza WhatsApp, e-posta ve sâir hesaplarından ulaşıp yazıları için tashih teklifleri ulaştırmak yorucuydu. Bu yorgunluğa kimi muhataplarımın kulak çekmeleri de eklenmiyor değildi:

-Siz, edebiyat fakültesinde, edebiyat öğrenmeye çalıştığınız senelerde biz edebî makaleler yazıyorduk. Siz bizleri bırakın, GENlere bakın...

Branşı edebiyat olmasa da edebî yazı yazmak edebiyatçıların inhisarında değil elbet.

"Siz bizleri bırakın. GENlere bakın." tavsiyesinin ilkine uymaya karar verdim. İkinci kısma gelince...

Eyvah, bir de yazarların genç olup olmadıklarını tetkik ile mi uğraşacaktık! Kulak çeken yazarımız yıl farkıyla küçüğümdü ama beni GEN saydığı anlaşılıyordu. El hak, nefsim ihtiyarlamıyor.

Sehiv hatırlatmalarıma memnuniyetle teşekkür eden bir-iki kalem istisna, "Tövbe Yâ Rabbî..." çekip sehivleri için kimseye "Cümlenizde akrep var." dememeye karar verdim.

Allah'tan numaralı seri yazılarımız (Şapka Deyip Geçmeyin/Anlatım Bozuklukları) bir sonraki yazıyla sona erecek. Yoksa yazısı çıkan kalemlerin GEN olup olmadıklarını öğrenmek için de ayrı bir mesai sarf etmek gerekecekti.

***

Bir kusurun gösterilmesi incitici bir saldırı değil; bir ihsan ve bir tashih vesilesi sayılmalıdır. Fakat nefs devreye girdiğinde, hakikat ikinci plana düşüyor, hissiyat konuşuyor. Üstad: "Bazen de niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati damara dokundurur, aksülâmel yapar." dediğine göre demek "niyetimi hâlis sanmam" pek işe yaramamış.

***

Anlatım Bozukluğu

Taze sayılacak bir anlatım bozukluğu misaliyle yazımızı bitirelim.

Hürmüz'den serbest enerji geçişinin sağlanması üzerine yazarımız şöyle demiş: