Balkondaki komşular

Baharın ilk günleriydi. Güneşli bir havada evimize yakın mesafede bahçeli, eski bir evin yıkılması için hafriyat çalışması başlamıştı.

Belli ki yenisi yapılmak üzere, emektar evin duvarlarına gürültüyle peşpeşe kepçe darbeleri iniyordu... Bahçedeki tomurcuklu ağaçlar, taze fidanlar, serpilmiş yeşillikler o tahribattan nasibini alıyordu. Yıllarca içinde insanları barındıran bir mekân, yerle yeksan oluyordu. Asırlık hatıraları taşıyan, sıcak bir yuvanın bir anda yıkılışı, güzelim bahçenin tahrip edilmesi karşısında duygulanmamak elde değil!

Şehir merkezinde, işlek bir caddeye bakan bahçeli evin ağaçlarında kuşların zikrederek öttüğü, raksederek uçtuğu, konup göçtüğü, yuva kurup yavru büyüttüğü, arıların, kelebeklerin, böceklerin dolaştığı güzel bahçe ve çiçekli ev, yerini çok katlı binaların soğuk beton yığınlarına terk-i mevki edecekti...

Yıkımın ve tahribatın negatif duygularını, bahçede kazılan toprağın burcu burcu kokusu dağıttı, içime bir ferahlık verdi. Bahar mevsiminde bitkilerden arta kalan yumuşak bahçe toprağının, balkondaki çiçeklerimize iyi geleceğini düşündüm. Kazılan toprağın, buhurlu, hoş, rayihalı bahar kokusunu evime taşımak için müsaade aldım. Komşunun bahçeli küçük evinden geriye kalan toprağı bir yadigâr gibi balkona bıraktım. O toprakla eve gelen tefekkür hazinesi hayli zaman sonra ortaya çıkacaktı! Bir zaman sonra o toprakla çiçeklere bakım yapacaktım.

Son günlerde evin birkaç yerinde görülen küçük karıncalara bir anlam veremedik. Olsa olsa pazardan aldığımız meyve ve sebzelerin içinde gelen karıncalardır diye balkona çiçeklerin içine bıraktık. Her zaman böyle durumlarda zavallılar uzaklardan gelmiş, ne yapsak acaba diye üzülürdük.

ok geçmeden birkaç gün içinde, sofra kalktıktan sonra yere dökül ekmek kırıntıları ve haşhaş ezmesinin olduğu yerde çok sayıda küçük siyah karıncaların ziyafete oturmuş olduklarını görünce şaşırdık. Nerden geldi, ne yapalım derken karınca kolonisinin ikinci kattaki evin beton balkonuna konuşlandıklarını gördük!

Meğer o karınca topluluğu yıkılan bahçeli evin toprağıyla hicret edip bize emanet ve misafir olmuşlar. Daha sonra boş durmak fıtratlarında olmadığından bulundukları şartlara göre vaziyet alıp, faaliyete başlamışlar. Balkon duvarında pencerenin kenarındaki küçük delikten dişleriyle betonu kırarak kendilerine yuva yapıp yerleşmişler. Onlar bizlere misafirden öte, komşu olmuşlar. Keskin koku alma duygularıyla bir nevi fiilî dua olan rızıklarını aramaya başlamışlar...