Satılık olmayanlardan mısınız

Sosyal medyada önüme düştü.

Atatürk karşıtı insanlarla, "Bir milyar izleneceğini bileyim, asla yayın yapmam." diyor.

Kadir Mısıroğlu için çıtayı yukarı taşıdığına göre eski bir video. "Öleceğimi bileyim onunla yine yapmam."

Bunları söyleyen gazeteci Simge Fıstıkoğlu'nu tanımam, etmem.

Yabancı mahalleden kahraman devşirecek kadar pusulasız değilim. Videoyu alkışlamak için değil ibret almak için seyrettim.

Ve siz de görün istedim.

"Vizyon" diye kapısında dolaştığınız insanların, sıra kendi kıymetlilerine geldiğinde nasıl hudut çizdiğini görün.

Siz itibar devşirdiğinizi sanırken, onların, eski kimliğinizi nasıl kullanışlı bir malzemeye çevirdiğini görün.

İnancını anlatıp İslâm'a ve mahremiyete uzak şöhretlere kırmızı koltuk çekmek görünürlük iştahıdır.

Kusura bakmayın.

Kendi değerini birkaç yüz bin izlenmeye takas ediyorsan, buna vizyon diyemezsin.

İhsan Fazlıoğlu'nun enfes bir sözü var.

"Mevzusu olanın, mevziisi olur."

İnsanın mevzusu kuvvetliyse başkasının sahnesinde kendisine mevzii de mevki de aramaz.

Şimdi siz Özlem Gürses'in, Nevşin Mengü'nün, Şule Aydın'ın, Ruşen Çakır'ın, Fatih Altaylı'nın, Şirin Payzın'ın yahut benzer ekranların karşısındaki sandalyeye oturduğunuzda ya da oturttuğunuzda kendinize sorun.

Hele bugünlerde "Ailem Güvende" uygulamasına karşı yükselen itirazların gölgesinde, bu isimlerin kimin safında durduğunu görmek, meselenin bütün sisini dağıtmaya yeter.

Beni buraya niçin çağırdılar

Ben bu kişiyi neden çağırdım

Söylediğim söz kıymetli olduğu için mi

Yoksa ismimin önüne "eski AK Partili", "eski İslâmcı", "eski danışman", "eski bakan", "eski gazeteci", vb. yazılabildiği için mi kıymetliyim

Ne bereketli bir "eski", geçmişini başka mahallede fiyatlandıracak kadar eski.

"Bakın kimi ağırladım" sözü entelektüel rüştün vesikası olamaz.

Fikrini sorgulayacaksan çağır.

Kendi ölçünü bir milim eğmeden tartışacaksan çağır.

Nefis; şöhret ihtirasına vizyon, tamahına açılım, çizgisizliğine çoğulculuk, korkaklığına tedbir diyerek zaaflarını erdem kılığına sokmayı iyi bilir.

Alkışın tasmasını bir kez boynuna taktın mı, çok geçmeden kimin kimi gezdirdiğini ayırt edemez hâle gelirsin.

Bir gün sapkın LGBT lobilerine karşı düzenlenen programa çağrılırsın, "Benim YouTube kanalımı onlar da izliyor, orada görünürsem tepki alırım" diyerek kendi sözünden ürkersin.

Bir başka gün, "Benim onlardan da müşterim var, LGBT karşıtı kitabı vitrine koyarsam mağazalarımın camlarını taşlarlar" diye korkup dün savunduğun ölçünün bugün arkasında duramazsın.

Görünürlük putunun haracı, herkese görünmek uğruna çizgini silip sonra o kalabalığı kaybetmemek için hakikatini saklamaktır.