Türkiye'de bir kurumu yahut bir yayın organını methetmenin usulü bellidir, yaptığı işler sayılır. Kaç rapor çıkarmış, kaç program tertip etmiş, kaç kalem sahibini bir araya getirmiş, kaç dosya açmış, kaç insana ulaşmış
Eğitim, toplum-sosyoloji, aile ve kültür sahalarında çalışan Enstitü Sosyal ile dünyanın, Orta Doğu'nun ve Türkiye'nin gündemini takip eden Fokus Plus+'ı internetin kalabalığı içinde buldum.
Bir müddettir Enstitü Sosyal'in raporlarını, Fokus Plus+'ın haber ve tahlillerini karıştırıyor, hangi mevzuya niçin eğildiklerini anlamaya, eğitimlerine katılmaya, fikir çizgilerinin nereye vardığını sezmeye çalışıyorum.
Kadrolarında ve künyelerinde tanıdık isme rastlamayışım, bu iki platformu gözümde büsbütün cazip kıldı. Ne bir dostun tavsiyesi ne bir hatır ne de önceden kurulmuş bir yakınlık... Beni çeken yalnız işin kendisi.
Gelgelelim o işlerin listesini çıkaracak değilim. Zira bir düşünce ve arşiv kuruluşunun asıl mahsulü rapordan önce sorudur.
Rapor, o sorunun kâğıda dökülmüş, kılık kıyafet giymiş hâlidir. Bir kurumu tartmanın yolu, ürettiği soruların memleketteki münakaşayı yerinden oynatıp oynatmadığına bakmaktır.
Enstitü Sosyal'in dijital kumar raporu bunun güzel bir misali.
Beş yıllık danışmanlık kayıtları, kumar oynayanlar, tedaviyi yarıda bırakanlar ve onların aileleriyle yapılmış görüşmeler bir araya getirilmiş.
Ortaya, zihnimizde yerleşik duran o bildik kumarbazın işsiz, tahsilsiz, kaybedecek şeyi olmayan genç resmi çıkmıyor... Aksine çalışan, okumuş, orta yaşlı, gününün hatırı sayılır bir kısmını bahis ekranı başında geçiren insanlar görülüyor.
Bu teşhis, tartışmanın zeminini değiştiriyor. "Kumarbaz sandığımız adam kimmiş" sorusu, bağımlılık hakkında kemikleşmiş ne kadar kabulümüz varsa hepsini yeniden düşünmeye çağırıyor.
Sitede, dekolonizasyon başlığının yanı başında, ondan çok daha sessiz duran bir çalışma daha var.
İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı veri tabanı. Çocukların kullandığı kelimeleri, bu kelimelerin sıklığını ve kavram alanlarını içine alan bu çalışmanın verileri indirilebiliyor.
Bana kalırsa platformun en sahici dekolonizasyon işi, manifestolardan ziyade işte bu veri tabanıdır.
Kendi çocuğunun hangi kelimeyi hangi yaşta öğrendiğini bilmeyen bir memleket, geleceğini ödünç kavramlarla konuşabilir.
Enstitünün eğitimi, aileyi, ekonomiyi ve sosyolojiyi bir arada ele alışı da ayrıca kıymetli.
Zira okuldaki mesele eve, evdeki çözülme sokağa, sokaktaki güvensizlik sosyolojiye, sosyolojik sıkıntı da insanın ruhuna kadar uzanır.
Platform, ailelerin sözlü tarihini derleyen bir kuşak hafızası arşivi kurabilir, günün hadiselerinin gündelik hayattaki karşılığını anlatan kısa sosyoloji dosyaları hazırlayabilir, Türk mütefekkirlerini dünya sosyolojisiyle buluşturan dersler açabilir, gençlerin omuz vereceği saha araştırmaları tertip edebilir. Bunlar da fakirin naçizane temennileri olsun...
Afrika'yı ne zaman hatırlıyoruz Fokus Plus+'ın arşivi...
Bir haber platformunun asıl mahsulü de haberden önce tercihtir. Haber herkeste var, ayırt edici olan neyi haber saydığınızdır. Bir yayını tartmanın yolu kaç haber yaptığına değil, kimsenin bakmadığı yere bakıp bakmadığına bakmaktır.
Fokus Plus+'ın Afrika dosyası bunun güzel bir misali.
Bizde Afrika ya bir darbe ya bir kıtlık yahut elmas olduğunda hatırlanır. Haber biter bitmez kıta yeniden kaybolur.
Fokus Plus+'ın arşivinde ise Afrika ticaret anlaşmalarıyla, genç nüfusuyla, ihracat rakamlarıyla, salgınlarıyla, hatta fil nüfusuyla yer alıyor.
Yani bir hadise zuhur ettiği için değil, orada bir kıta olduğu için.
Bu, gündemi takip etmekten fazlasıdır. Gündem kurma iradesidir.
Filistin etiketi altında beş yüzden fazla içeriğin toplanmış olması da aynı gözle bakıldığında mühim.

3