İstanbul Vatan Caddesi'nde eski lunaparkın arkasında sıradan bir ev.
Necmettin Erbakan bir grup ilim adamını burada topluyor, adaleti merkeze alan yeni bir iktisadi ve sosyal düzen tasavvur etmelerini istiyor.
Adı Adil Düzen.
Heyette Sabahattin Zaim, Hayrettin Karaman, Raşit Küçük gibi 14 ilim adamı var. Rahmetli babam Faruk Beşer de bu heyetin arasında.
Altı ay çalışıyorlar.
Babama düşen, "Sosyal Güvenlik Sisteminin Esasları"nı hazırlamak.
"Bir Tel Kopar" isimli hatıratında da yer alan o metnin ilk cümlesi, bir devlet programından ziyade bir ahlak düzenini andırıyor.
"Milli Sosyal Güvenlik anlayışımızdaki gaye; en kısa şekliyle, insanı insana muhtaç etmemek suretiyle onun haysiyet ve kerametini korumak ve varlığının asıl gayesini gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır."
Ne derin bir gaye.
Bu çalışmanın bir başka hatırası bizi Bakü'ye götürüyor.
16 Aralık 1992.
Azerbaycan henüz bir yaşında bir cumhuriyet.
Cumhurbaşkanı Ebülfez Elçibey, misafiri Erbakan ve yüz elli kişilik heyeti. Babam da orada.
Erbakan Hoca Adil Düzen'i anlatıyor.
Babamın naklettiğine göre Elçibey kendi Türkçesiyle şöyle karşılık veriyor.
"Bizde olsaydı Adil Düzülüş olurdu. Ne de güzel olurdu!"
Karşımızda Sovyet tahakkümüne direnmiş, hapis yatmış, dinî hayatı devletin sosyal sorumluluğundan ayrı düşünmeyen bir cumhurbaşkanı var.
Nitekim 1992'de "Din Hürriyeti" kanunu çıkarıyor, dinî hayat yeniden nefes alıyor.
Peki, sonra
Takvimi geriye çevirelim.
1967'de Haydar Aliyev Azerbaycan KGB'sinin başına geçiyor. 1969'da Komünist Parti Sekreteri, 1982'de Politbüro üyesi oluyor.
Aynı yıllarda Elçibey "Millî Bağımsızlığı" savunuyor ve 1975'te hapse atılıyor.
Aynı yıl İstanbul'da Erbakan, "Millî Görüş"'ü kitaplaştırıyor.
Biri bir milletin hürriyetini, öbürü, yönünü arıyor.
Dertleri aynı, milletin kendi iradesiyle ayakta durması.
Zaman, kimseye sormadan çarkını çeviriyor.
Sovyetler dağılıyor, Elçibey 1992'de halkın oyuyla cumhurbaşkanı seçiliyor.
Rus askerlerinin çekilmesini istiyor, Türkiye'ye yöneliyor.
Ne var ki bayrak değişmiş, eski yapıların ruhu değişmemiştir.
4 Haziran 1993'te Gence'de silahlar patlıyor. Rus ordusunun bıraktığı silahlarla güçlenen komutan Süret Hüseynov ayaklanıyor.
Birlikleri Bakü'ye yürüyor, otorite sarsılıyor.
Sandıkta tecelli eden irade, Gence'de silahla geri alınıyor.
Nahçıvan'dan çağrılan Haydar Aliyev önce Meclis Başkanı oluyor. Elçibey Bakü'den sürülüyor, yetkiler Aliyev'e geçiyor, Hüseynov başbakan oluyor.
Sovyetler Birliği dağılmıştı. Peki, Sovyet yönetim geleneği de dağılmış mıydı
29 Ağustos 1997'de Aliyev'in misafiri organize terör çetesi İsrail

12