Anyma'nın dijital cenneti DEN derhal iptal edilmelidir!

Ne güzel... Devlet, memleketin bünyesine sülük gibi yapışan kirli odaklara karşı ciddî temizlik iradesi gösteriyor.

Uyuşturucudan yasa dışı bahse, fuhuştan hırsızlığa, gazetecilik kisvesi altında toplumsal dokuyu zehirleyen yapılardan ahlâksızlık şebekelerine kadar nice melanete neşter vuruluyor.

Devletimize müteşekkiriz, muvaffakiyeti için duacıyız.

Lâkin temizlik, sokağın ve çarşının pisliklerini kaldırmakla tamamlanmaz.

Kültürün, sanatın ve toplumun damarlarına sinsice sızarak çocuklarımızın inancını, mahremiyetini, ahlâk ölçülerini ve istikbal tasavvurunu aşındıran cereyanların da hesaba çekilmesi gerekir.

Bu memlekette sanat denildiği an muhtevasını soran taşralı, ölçüsünü arayan yobaz, gerekçesini isteyen düşman ilân ediliyor.

Hâlbuki zehri billur bir kâseye koymak, onu zehir olmaktan çıkarmaz. İçilmesini kolaylaştırır.

12 Eylül akşamı Ataköy Marina Arena'da Anyma'nın DEN isimli gösterisi sahnelenecek.

Karşımızda yalnız müzik yok.

İnsan şuurunun dijital âleme aktarılması, insanla makinenin birleşmesi, yapay zekâ, dijital ölümsüzlük, Greko-Romen mitolojisi, cennet, cehennem ve araf çağrışımları sahnede buluşturuluyor.

Kara büyü frekansı, boyut geçişi ve şeytan ayini de içeriğin ayrıntıları!

Şeytan bile artık prodüksiyonsuz sahneye çıkmıyor.

Şirketin adı Afterlife, yani ölümden sonrası. Anyma takdim edilirken, insanların buluta yüklediği veri yığınlarından kendi kendini kodlayarak doğmuş bir bilinç olarak tarif ediliyor.

Ölümden sonrası, yaratılış, Havva, cennet, melek, sibernetik opera ve kendi kendini kodlayan bilinç yan yana geldiğinde ortada estetik bir tercih kalmaz.

Bütünlüklü bir insan ve ebediyet tasavvuru belirir.

DEN'de yeniden kurulan dijital sütunlar, Davud'u andıran bir figür, Medusa, köklerden örülmüş bedenler, dişi şeytanlar, melekler ve gözlerinden siyah kan akan suretler var.

İnsan, melek ve android terkibi Beatrix de İlâhî Komedya'nın Beatrice'i.

Demek ki melek hâlâ var, fakat makine suretinde.

Sözde çağdaş insanın garabeti de burada başlıyor.

Tanrı'yı terk ediyor, ayinden vazgeçemiyor.

Mabedi küçümsüyor, dev ekranın önündeki müşterek vecde koşuyor.

Ahireti metafizik buluyor, dijital ölümsüzlüğü hayranlıkla dinliyor.

Cenneti reddediyor, kendisine DEN adında teknolojik bir cennet kuruyor.

Meğer put yazılım güncellemiş.

On binlerce gencin, nabızlarını ele geçiren ritim, duman, ışık ve dev suretler arasında saatlerce kuşatılması bir zevk meselesi sayılamaz.

Bu düpedüz kültür politikası meselesidir.

Dosya, merci ve imza varsa şu soru vardır. İzin hangi ölçüye göre verilmiştir

Burada sınırı çekelim.

İnsanı kirden sayan dil, önce söyleyeni kirletir. Bizim davamız insan temizlemek değil, insana kendi hikâyesini iade etmektir.

O sahneye bilet alan genç düşmanımız değil, kendisine sesimizi ulaştıramadığımız evlâdımızdır.

Uyuşturucuyla mücadele ederken onu cazip gösteren kültürü, yasa dışı bahsi kapatırken kumarı hayat tarzına çeviren dijital dili, fuhuş şebekelerini dağıtırken bedeni metaya indirgeyen endüstriyi görmezden gelemeyiz.