ADD'den çıktı, Müslüman safına geçti, Atam affetmez!

Rozetin iğnesinin ucu henüz kumaşa bile değmemiş.

Ancak aşırı muhalif yayın çizgisindeki iki televizyon kanalı (izahtan varestedir), Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceğini dört bir yana panik havasında ilan ediyorlar.

Delil mi

Bir kulis fısıltısı, bir Külliye ziyareti, bir de "bir kararın eşiğindeyim" cümlesi.

Ne var ki o mahallenin falcıları falı telvede değil, kayıtta arar.

Anlayacağınız bunlar garnitür.

Esas yemek başka.

Adam ADD'den çıkmış yahu!

Daha ne yapsın

Nüfus müdürlüğüne gidip din hanesini kameralar önünde mi değiştirsin

Tugay haziranda CHP'den çıkmıştı, eyvallah, ama kâfi gelmemiş.

Parti dediğin bir handır, gelen konaklar, giden göçer.

Ne zaman ki Atatürkçü Düşünce Derneği'nden kaydını sildirdi, işte o an ibre döndü, mahallenin vakanüvisleri kalemi hokkaya batırdı.

Bizim laik mahallede CHP'den ayrılanın yolu değişir, ADD'den ayrılanın ise sicili ve neredeyse imanı yeniden tanzim edilir. Cüzdanında derneğin kartı durdukça "henüz bizden" diye okunur. Zira o dernek kartı, akide beyannamesidir.

Tugay için, "Müslümanların yanına geçiyor" demek isterler ama diyemezler, ayıptır, çağdaş da değildir. Onun için "AK Parti'ye geçecek" derler.

İstediği kadar "Atatürk sevgim silinmez, faaliyetlerine katılamadığım için ayrıldım" desin, isterse yemin billah etsin, nafile.

Dernekten çıkan, sevgiden de çıkmış sayılır. Hatta bir nevi mürtet.

"Din ile siyaset karışmasın" diyen mahallenin, kendi elleriyle yazdığı din kitabındaki en ağır suçtur bu.

Mahallenin vaizleri kürsüden parmak sallar, "Biz sana Nutuk'u hatim ettirdik, dokuzu beş geçe saf tutturduk, pozitivizm suyuyla abdest aldırdık, sen kalk bizim dinimizden dön, git Müslümanların safına geç, Atam affetmez!"

ADD yalnız değildir, bir de sosyolojik kardeşi ÇYDD vardır. İkisi de bu diyarda sivil toplum tabelası asmış iki ideolojik sınır karakoludur.

Tarihin yazdığı gerçekler can acıtır...

Başörtüsü yasağı, yemin töreninde kapıda bırakılan anneler, Kur'an'ın ve Kur'an kursunun yasaklanması, kapatılıp ahıra çevrilen camiler...

Başörtülü kız üniversite kapısında kalmış, dindar aile kendi memleketinde yabancı muamelesi görmüş, Kur'an kursu üzerinde devlet gölgesi dolaşmış...

Onlara göre bunlar hep öte mahallenin hafızasıdır.

Türkan Saylan bu hafızanın hem yüzü hem mührüdür. "Çağdaş yaşam" denen o mamur bahçenin baş bahçıvanı. Muhtemeldir ki Cumhuriyet tarihinin en şedit en azılı din düşmanları listesinde üst sıradadır.