55'ten Dünya Kupası'na, LGS'den seçime ekranda sayaç, cana tıkaç!

Bir film vardı. Bir kumarbazın zihnine mütemadiyen 55 rakamı nakşediliyordu. Bir formanın üzerinde, bir şarkının içinde, bir tabelanın kıyısında dolaşıyor, nihayet adam o rakamı kendi iradesiyle seçtiğini sanıyordu.

Gözüne, kulağına, yoluna nakşedilmiş, tohum bilinçaltına ekilmiş, hasadı kendisine bırakılmıştı.

Çünkü açık emir, insanın içindeki küçük itiraz memurunu uyandırır.

Eskiler buna "Telkin" derlerdi.

Şimdi başınızı kaldırıp TV ekranınızın sağ üst köşesine bakınız.

Orada bir sayaç işliyor. Dünya Kupası'na şu kadar gün kaldı.

Heyecanımız bir gram eksilmesin diye koca bir endüstri seferber, gece gündüz aynı sinyal.

Masum bir bilgi gibi duruyor. Oysa her tekrar zihne çakılmış küçük bir çividir.

Bekle, sevin, hazırlan!

Sonra maç gecesi koltuğa kendi tercihimizle kurulduğumuzu sanıyoruz. O kumarbaz da öyle sanıyordu.

Aramızdaki fark, o bir gecede kaybetti, biz her gece kaybediyoruz.

Bir başka sayaç daha işliyor ancak hiçbir ekran köşesine yazmıyorlar!

Gazze'nin sayacı.

O sayaç gün saymıyor, can sayıyor. Kefen sayıyor, yetim sayıyor, enkaz altında kaldığı için rakama bile giremeyen küçücük bedenler sayıyor.

Pandemi günlerini hatırlayınız.

Her akşam ekranda vaka sayısı, vefat sayısı, iyileşen sayısı verilirdi. Grafikler yükselir, eğriler iner, tablolar konuşur, uzmanlar parmaklarıyla sayıları gösterirdi.

Bir rakam artınca yüzümüz düşerdi. Bir rakam azalınca içimize küçük bir ferahlık gelirdi.

Demek ki ölüm her gün ekrana yazılabiliyormuş.

Demek ki toplum, günlük çeteleyle korkmayı, sakınmayı, tedbir almayı öğrenebiliyormuş.

Bir kumarbazın zihnine 55 rakamı nasıl nakşedildiyse, bizim gözümüze de kupa sayacı öyle sızdırılıyor.

Peki Gazze'nin günlük çetelesi nerede

Bugün kaç çocuk öldürüldü

Kaç anne evladını son defa alnından öpemedi

Kaç baba, enkazda kendi soyadını aradı

Kaç bebek, hastaneden değil, yıkıntıdan uğurlandı

Seçim gecelerini hatırlayınız.

Ekranın üstünde, altında, yanında şeritler akar.

Hangi şehirde sandıkların yüzde kaçı açıldı

Hangi aday önde

Hangi ilçe el değiştirdi

Haritalar boyanır, grafikler parlar, stüdyo hararetlenir.

Demek ki ekran isterse bir sandığın kapağını bile memleket meselesi yapabiliyor.

İsterse bir topun saatini, bir evin sabahına kadar taşıyabiliyor.

Dünyanın öbür ucunda oynanacak maçlar için evlerimizin saati de ayarlanacak. Sabahın 05'inde başlayacak maçlar için kaç baba oğlunu, "Kalk, maç başlıyor" diye mahmur gözlerle ekranın başına çağıracak

Peki, kaç baba, evladını aynı şevkle sabah namazına kaldırmanın heyecanını yaşadı/yaşıyor