Yazar, Eskişehir'deki maden işçilerinin maaş ve haklarını alamadığı için başlattığı protestoya karşı devletin şiddetli müdahalesini eleştiriyor. Bu durumu devletin altyapı hizmetlerini özelleştirme politikasına bağlıyor ve işçilerin ödenemeyen maaşlarının sonuçta halkın elektrik faturasından karşılandığını ileri sürüyor. Ancak işveren açıklamasında elektrik fiyatlarındaki düşüşe vurgu yapılırken, devlet gerçekten bu denli pasif kalmalı mıdır yoksa sorumlu bir yönetim sübvanse sistemi nasıl sürdürebilir?
Eskişehirli Doruk Maden işçileri günlerdir Ankara'daki
Kurtuluş Parkı'nda baretlerini yere vurarak hak arıyor:
Tak, tak, tak, tak!
Dertleri belli:
Beş aydır alamadıkları maaşlarını ve özlük haklarını almak, sendikaya üye oldukları için işten atılan arkadaşlarının işe iadelerini sağlamak...
Önce Eskişehir'den
Ankara'ya yürüdüler.
Sonra Enerji Bakanlığı'nın önüne gitmek isterken polis dayağı ve biber gazı yediler.
Yetmedi; gözaltına alındılar.
Serbest kalınca bu kez belden yukarısını soyunarak açlık grevine başladılar...
Yine etrafları sarıldı, yine biber gazı sıkıldı, yine dövüldüler.
"Ölmek var, dönmek yok" diyorlar.
Kararlılar, baretlerini sanki kömür çıkarır gibi yere vuruyorlar:
Tak, tak, tak, tak!
★★★
Peki; işveren tarafı ne diyor
İnsan içine çıkacak halleri yok... Bu yüzden yazılı açıklama yaptılar. İtirafname gibi yazılı açıklama!
İşçilere borçlarını da kabul ediyorlar, bazı işçileri "ücretsiz izin" kılıfıyla işten attıklarını da...
Gerekçe olarak da devlete fahiş fiyattan elektrik satamaz hale gelmelerini gösteriyorlar.
Vah, vah, vah!
★★★
Bunu böyle söylemiyorlar elbette:
"Devlet tarafından sübvanse edilen sistemin daha fazla sürdürülememesi..."
Falan, filan, feşmekan!
Peki; ne istiyor işveren
Devletin eskiden olduğu gibi kendilerinden yüksek fiyattan elektrik almaya devam etmesini...
Özetle...
"Devlet bize versin, biz de birazını işçilere verelim" diyorlar...
Peki; devlet nereden verecek o yüksek miktarlı paraları
Elbette bizim ödediğimiz elektrik faturalarından...
★★★
Kim ne derse desin balık baştan kokuyor...
Siz devlet olarak hangi akla hizmetle elektrik, su, yol, baraj, santral, dağıtım hatları gibi altyapı hizmetlerini özelleştirirsiniz
Üç kuruş özelleştirme bedeli alacaksınız diye ülkenin geleceğini nasıl tehlikeye atarsınız
İşçilerin sömürülmesine, işten atılmasına nasıl göz yumarsınız
Ve en önemlisi...
Hadi; bunların hepsini yapıp bir halt ettiniz...
Hak aramak zorunda kalan işçiyi, hangi hakla, hangi yasa maddesinin gereği olarak dövdürür, gözüne gaz sıktırır, gözaltına aldırır, hastanelik edersiniz
Hangi demokraside var bu
Hangi vicdana, hangi insafa sığar
★★★
İşçiler, polis ablukasında tutuldukları Kurtuluş Parkı'nda, yarı çıplak halde sessizce yatıyor ve baretlerini yere vuruyor:
Tak, tak, tak, tak!
Kendilerine desteğe gelen bir öğrenci bağırıyor:
"Holdinglere el pençe, madenciye işkence!"
Haksız mı
Duvardaki resim!Göreve atanalı iki aydan biraz fazla olan yeni İçişleri Bakanı Mustafa iftçi makam odasına II. Abdülhamid'in tablosunu astırmış...
Cumhuriyet Bakanı'nın makam odasının duvarında, Cumhuriyet'in yıktığı Osmanlı Padişahı'nın resmi!
Biz bunu nereden öğrendik
Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran'ın kendisini ziyaret ettiği sırada çekilen fotoğraftan...
Arkadaki duvarda, bir yanda Recep Tayyip Erdoğan, diğer tarafta II. Abdülhamid duruyor!
Ya Atatürk
Ona dokunamamış... En azından şimdilik...

7