Şimdi Yeşil Konak diye bilinen ve özellikle turizme dönük bir otel olarak işletilen bina, birkaç yıl öncesine kadar içinde baykuşların yuva yaptığı bir harabe hâlinde idi.
Sonra Çelik Gülersoy el attı oraya. Kısa zamanda aslına uygun olarak yeniden yapıldı konak. Bahçesine bir camekânlı çayhane kuruldu. Bitişiğindeki medrese de restore ediliyor.
Bu binaya özellik kazandıran sadece o sevimli dış görünüş değil. İçinin döşemesi ve tezyinatı da mümkün olabildiğince aslına uygun tutulmaya çalışılmış. Mesela duvarlarda asılı tablolar, hatlar, gravürler hep orijinal. Yerdeki halılar Hereke, Bünyan cinsinden. Koltuk, sehpa, konsol, duvar aynası, lavabo, perdeler... Evet, perdeler özel dokuma. Avizeler hakeza.
Lakin fiyatlar... İşte onu sormayın.
Yahu kardeşim, kendi memleketimizin yenilenmiş bir binasına şöyle bir geceliğine misafir olamaz mıyız O dekor içinde şöyle az şekerli kahvelerimizi höpürdetemeyecek miyiz Dolar üzerinden hesap yapanlar kıs kıs gülüyor.
Ben bu Yeşil Konak'ta yatamasam da içimi ferah tutuyorum. Çünkü büyük bir faydası daha oldu bu restorasyonun. Konağın bitişiğindeki bir sahabe kabri vardı. Abdurrahman Şâmî Türbesi. Bu arada orası da ele alındı ve konağın müştemilatıyla birlikte yapılıverdi. Çelik Bey, konuşma ve yazılarında "elde olanın hiç olmazsa bir kısmını kurtarma" noktasından hareket ettiğini vurguluyor. Bu "kurtarma" faaliyetinin turizme dönük olmasında da şimdilik şaşılacak bir şey yok. Çünkü zaman zaman Çamlıca Tepesi gibi vatandaşı da içine alan projeler uygulanıyor.
"Kurtarılmış" bir çeşme de Yerebatan Sarayı'nın hemen yanı başında. Doğrusu bu "kurtarma" faaliyetlerini alkışlamalı. Böylece olur olmaz yerlerde çar çur edilen paralar bir nebze yerini buluyor. Ama "kurtarılan" çeşme olunca iş biraz değişiyor.

4