Sultanahmet'te Ramazan Dinî Yayınlar Fuarı (2)

Ezan dalga dalga yayılıyor semalara, bahçede papatya tarlaları, öbek öbek insanlar iftar ediyorlar.

Birkaç yıldır yayıldı bu. Önceleri yoktu. İç turizmin bir görüntüsü, Ramazan münasebeti ile yapılan bir organizasyon. Bilhassa kadın mevlidhanlar, hatipler örgütlüyor bu işi. Mukabeleye gittikleri evlerin cemaatini ayarlıyorlar. Otobüs işletmeleri ile ortak çalışanları bile var. Teşkilatçı bir millet şu bizim milletimiz. Bir vesile ile bu hafız hanımlardan birkaçını tanıdım, doğrusu pes vallahi. Ramazan'dan sonra Ürgüp'e, Kıbrıs'a gezi düzenleyenler de var.

Şehir içi turları yapılıyor. Eyüp Sultan'dan başlıyorlar. Ziyaret yerlerini, camileri, Yuşa Tepesi'ni, yatırları dolaşıyorlar. İstanbul'dan Edirne'ye, Konya'ya, Bursa'ya gidiliyor. Böylece ömürlerinde hiç yalnız başlarına dışarı çıkmamış analar, ihtiyarlar; ahret bacılarının eteklerine yapışarak, hayretten gözleri bir karış açık bu yeni turizm organizasyonundan nasiplerini alıyor.

Hele Kadir Gecesi...

Kadir Gecesi dil ile tarifi imkânsız bir manzara oluşturuyor.

Caminin avlusu akşamdan dolmaya başlıyor. Gece yarısına doğru bütün iç ve dış avlu dolduğu gibi, Sultanahmet Meydanı'nda iğne atsan düşecek yer kalmamacasına tıklım tıklım bir kalabalık oluşuyor. Seyyar dönercilerden, karpuz satanlara; suculardan, seccade satanlara, namazlık bulama-yanlara kâğıt satanlara, gün bugün deyip yankesiciliğe çıkanlara, zabıtalara, polislere, ağlayan çocuklara, şaşkın turistlere, taşradan gelmiş, kalabalığı görünce dili bir karış açıkta kalmış kimselere, her tür, her cins insanlara rastlıyorsunuz. Ramazan birkaç yıldır yaz mevsimine denk geldiği için teravih namazından sonra da dağılmıyor kalabalık. Sabah namazına kadar bekliyor. Bulabildikleri yerde, yönlerini kıbleye dönüp bütün gece namaz kılıyorlar. TV'deki arkadaşların aramakla bulamayacakları görüntü zenginliği bu gecede yaşanıyor Sultanahmet'te.

Kemiyet itibarı ile kitapta da, kalabalıkta da artış var. Doğru. Ama keyfiyet... Onca kitabın içinde nitelik olarak yükselme... Burada durmalı işte... İyimser değilim. Çünkü bir memleket bütün olarak görülmeli, at gözlüğü takmamalı. Bütçemiz de artıyor biliyorsunuz. Enerji üretimi, enerji tüketimi artıyor. Şehirlerin nüfusu artıyor. Sanayileşme artıyor. Bunun sonucu korkarım kapitalizmin istediği "Tüketim Toplumu" olacağız.