Son durak: Gülhane

Gülhane'de piknik yapan Anadolu ailelerine yazarın gösterdiği acıma, gerçekten onların çektikleri zorluktan mı yoksa kendi şehir elitizminden mi kaynaklanıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, turizmin şatafatasının altında Gülhane Parkı'na gelen Anadolu ailelerinin sıkıntılı durumunu gözlemleyerek bu seçkinlik farkını ortaya koyar; uzak İstanbullardan gelen halkın bir pazar günü parkta geçirdikleri vakit ne kadar değerli olsa da altyapı eksiklikleri (tuvalet, hizmetler) ile ağır kalabalıktan şikâyet eder. Peki yazarın duygusu, sosyal bir endişe mi, yoksa turist akınından rahatsızlık mı?

Soğukçeşme Sokağı'nın aşağıya, Gülhane'ye doğru inen tatlı meylinden kendimi alamıyorum. Belki de bu sokak bütün şatafatına ve çekiciliğine rağmen netice itibarı ile bir "turistik" yer hâlini almış olduğundan artık bana itici geliyor.

Gülhane Parkı'ndan darbuka sesleri yükseliyor. "Düm tek"lerin bazıları, buralara kadar düşüyor.

Yazın uzak İstanbullardan kalkan belediye otobüsleri yolcularını burada bırakır.

Salkım saçak otobüslerdir bunlar. Bol çocuklu Anadolu aileleri, ehramdan, çarşaftan çıkmış kızarık yüzlü tazeler, etrafa şaşkın şaşkın bakan ihtiyar nineler, başı takkeli dedeler, sele sepet günün erken saatlerinde gelip bir ağaç altı kapmaya çalışırlar.

Biraz gölge, biraz serinlik, hısım akraba ile bir nebze yarenlik, açık havada bir çay. Dünya nimetlerinin seçilmişleri bunlar. Çünkü uzak İstanbullarda oturanların böyle gezmelere falan ayıracak zamanları yok. Onlar geçim derdinde. Bir pazar Gülhane'ye gitmek. Ohoooo, müthiş bir şey.

Palazlarını, kilimlerini seriyorlar. Sele sepet açılıyor. Etraf tıkış tıkış. Vatan haritası buraya serilmiş hep. Bütün ferahlığa rağmen yine de kimileri diken üstündedir. Öyle ya, vur patlasın çal oynasın, bir havadır gidiyor. Ayılar, çingeneler, darbukalar, cümbüşler, el altında gezinen içki şişeleri, çer çöp, tuvalet kuyruğu...

-Dedim de aklıma geldi. Yahu yazıktır bu vatan evlatlarına. Yaz sıcağında, o kalabalık arasında sıkışan nisa taifesi ne yapsın orada Bir şehir ahalisi gelmiş yığılmış. Var yok iki küçük tuvalet. Pek tabii uzun kuyruklar oluşuyor. Medet ey Bedreddin Dalan-.

İkindi serini de gelip geçiyor. Yemekler yenmiş, çaylar içilmiş... Dönülecek. O otobüs karmaşasında bir yer kapmaya bakılacak.