Sahafların Kapalıçarşı'ya açılan kapısından çıkıp "Yugo Pazarı"ndan geçiyorum. Yugoslav, Rumen, Bulgar, Macar, Polonyalı otobüsler sıra sıra dikiliyor. Bu "bavul turizmcileri" en çok deri eşyaya rağbet ediyor. Böylece dericiler, tıpkı halıcılar gibi gelişe gelişe diğer esnafı yerlerinden etmeye çabalıyor. Bir gün bakıyorsunuz eski bir ciğerci kepenkleri indirmiş, öbür gün bir fukara manav pes etmiş. Turizmin getirdikleri için söyleyeceklerimi ileriye, daha çok Sultanahmet yazılarına bırakarak, Çarşıkapı'dan geçip Çorlulu Ali Paşa Medresesi'ndeki Erenler Kahvesi'ne giriyorum.
"Erenler"den çıkıp bu resmi çektirmişiz. Soldan: Ali Bulaç, Nurettin Albayrak, Durali Yılmaz, Mustafa Kutlu, Cumali Ünaldı, Beşir Ayvazoğlu. Oturanlar soldan: Mustafa Uzun, Mustafa Ruhi Şirin, İsmail Kara, Muhsin Mete. (Fotoğrafı çeken: Ahmet Kot, 1986)Burası dediğimiz gibi bir medrese. Hücrelerin bir kısmı halıcı derici olmuş. Sıbyan Mektebi veya dershane olarak kullanıldığı söylenen geniş tek kubbeli oda ise nargile kahvesi. İşletmeci burada oldukça emek çekti. Bahçeyi düzenledi, döşemeye tuğla renkli altıgen taşlar yerleştirdi. Şadırvanı boyadı, masayı, sandalyeyi yeniledi. İncirin, ayvanın, cevizin gölgesinde şirin bir mekân çıktı ortaya. Saçaklarda kumrular oynaşmaya başladı. Bitişikteki caminin ezan sesi kumruların sesine karıştı.
İstanbul'da bu medrese bahçelerinin garip bir sükûneti var. İşte burası. İki adım dışarıda trafikten, motor sesinden, korna gürültüsünden kıyametler koparken, kendinizi bu yeşillik gölgesine atıverince ses seda aniden kesiliyor.
Çemberlitaş, Çarşıkapı, Beyazıt civarında en iyi çay burada yapılıyor. Öyle her istenildiğinde getirilen cinsten değil. Çay demini alınca dağıtılıyor, bir daha demleninceye kadar. Eğer tiryaki iseniz benim gibi bekleyeceksiniz. Sabır gerek.
Sonra esnaftan nargile tiryakileri var. Ama kahveye özelliğini kazandıran sanıyorum buradaki genç sanatçılar grubu. Çeşitli düşünce ve inançtaki kişiler ve gruplar burada kendilerine bir yer buluyor. Aynı zamanda karşıt görüşlü arkadaşları ile tartışma, görüşme imkânına kavuşuyor.
Gün geçmiyor ki bir "dergi" kotarılmasın. Kapağına kadar her şeyi hazırlansın da son anda çıkamasın. Aylarca süren hayaller bir anda yıkılsın, yerine yenileri filiz versin. Genç umutlar burada pişiyor, kendini deniyor, sigaranın ve çayın gölgesinde serpilip gelişiyor. Erenler Kahvesi yeni olmasına rağmen, Çınaraltı'ndan sonra bu semtlerin genç deyimi ile "entel mekânı".

6