Bir ülkenin yönetiminden murad edilen ve iktidarlardan beklenen nedir
İyi bir ekonomi yani herkesin hak ettiği refahı üretmek. İyi bir hukuk sistemi yani herkesin eşit ve adil bir ortamda yaşamasını temin etmek. İyi bir eğitim sistemi yani değişen dünyaya uyum sağlayabilen bir donanımı sürekli kılmak. Bunlarla birlikte elbette daha birçok şeyin iyi olmasını sağlamak yani insanlarının geleceğe dair umutlarını koruyabilmek. Yaşadıkları ülkede onlara huzur ve güven içinde olduklarını hissettirebilmek. Yılların boşa geçmediği, kaynakların boşa harcanmadığı, hak ettiklerinin küçük bir azınlık arasında paylaştırılmadığı bir ortak zemin tesis etmek. Ve tabii ortak bir gelecek kurmak.
"Şöyle büyüğüz, böyle müthişiz, öyle kararlıyız, böyle vurduğumuz yerden ses getiriyoruz" sloganları eşliğinde bizim halimiz nicedir, malum. Ne ekonomi, ne hukuk sistemi, ne eğitim, bunları geçtik ne de tutunacak bir dal var. Yani, memleket idaresinden murad edilen ne varsa bizde yok.
Hukuktan ifade hürriyetine, enflasyondan faize, teknolojiden depremle mücadeleye, iş kazalarından okuma-anlama becerisine kadar bütün uluslararası istatistiklerde en kötüler arasına demir atmış bekliyoruz.
Neyi bekliyoruz
"Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni seçimi ne zaman yapacak O seçimde nasıl aday olacak Olursa daha kaç rakibinin ayağını kaydıracak Ekrem'den sonraki rakiplerinin ayağını da kaydırırsa bu ne kadar işe yarayacak İşe yaramazsa bu kez başka hangi yolları deneyecek"
Sözde "ortalık çok hareketli, Türkiye çok heyecanlı bir ülke" ama var mı bunlardan başka gündem Bütün o hareketler, operasyonlar, mutlaklar, butlanlar, esen sert rüzgarlar; seçim ve o seçimde Erdoğan'ın kazanma planlarından gayrı nereye çıkıyor
Gündeme hareket katan ne bir ekonomik gelişme ne teknolojide sıçrama, ne hukukta parmak ısırtan bir hamle, ne birimizin insanlığa sağladığı katkı, ne bir icat, ne de mesela Milli Takımımızın zaferidir. Samanlıkta denk gelen iğne gibi, ortak başarı hikayesi ara ki bulasın.
Böyle şeylere ayıracak vaktimiz de yok. Çünkü gündem çok yoğun!
Ülkenin siyaseti dahi terk edip sadece güç kullanımıyla siyasal ortamı tanzim etmekten başka işi kalmadı. Yoğun, hareketli, heyecanlı gündem dediğimiz de o güç kullanımının ürettiği belirsizlik ve her defasında hayret sınırlarını aşan mühendislik faaliyetlerinden başka bir şey değildir. Tamamı hukuk ve demokrasiyi yaralayan bu işleri çıkarın, geriye sakin, işinde gücünde ve dertleriyle alakadar bir ülke kalır. "Norveç veya Finlandiya gibi sakin olsak keşke" diyoruz ya, ya öyle bir şey.

14