Dünyada olup bitenlerin vadettiği geleceğin belirsizliği o kadar can sıkıcı ki bu bahiste yapılan analizler bile çaresiz. Bir açıdan, "Bunu da mı tahmin etmek zorunda kalacaktık" dedirten bir tablo… Kaldı ki tahmini hiç de öyle kolay değil. ABD Başkanı Trump'ın hevesi, cesareti ve ahlaki sınırlarını tahmin etmek ne kadar mümkünse geleceği anlamak o kadar mümkündür. Üstelik gelecekten derken kastedilen süre de belirsiz. Bir yıl mı beş yıl mı yoksa birkaç ay mı Trump'ı tahmin etmek gibi bu süreyi tahmin etmek de zor.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun utanç verici ve ürkütücü şekilde evinden alınıp Manhattan'da bir hapishaneye getirilmesi sadece analiz derdinde olanları değil neredeyse bütün ülkeleri şaşkınlık içinde bıraktı. "Bu kadarla kalsa iyi" türünden bir şaşkınlık. Dolayısıyla, derdest edilmesi Maduro ve ülkesi için ne kadar utanç vericiyse dünyanın bırakın tepki gösterememesini, bu tabloyu yorumlamaktan kaçınması da o kadar utanç verici sayılabilir. Halkına eziyet eden ve demokrasi tanımayan bir diktatörü tepeleyen bir başka diktatör… Birbirinden beter iki karakterin sahnesi, bütün dünyayı kaygıların en derinine sürüklemiş durumda.
Taha Özhan, perspektifonline ve Karar.com'da müştereken yayınlanan makalesinde ortaya çıkan yeni durumu "Amerikan sorunu" olarak tanımlıyor:
"Venezuela'da ABD'nin organize ettiği darbe ve tam bir simsar diliyle duyurduğu işgal planı, '1945 sonrası düzenin' olabilecek en vulgar biçimde ve bizzat ana kurucu aktörü tarafından suikastla bitirildiğini ilan etmiş oldu… Bu müdahaleden sonra dünyanın en az endişelendiği şeyin de Venezuela olmasının sebebi hafızalardaki resimden başkası değil. Yaşananın sıcaklığında, yeni düzenin ne olacağına dair düşünceler Trump'ın şerrinden çekinildiği için telaffuz edilmese de herkesin bildiği bir sırdan ibaret… Yeni dönem, düzen, gelecek yıllar; ne derseniz deyin bir tek olgunun etrafında şekillenecek: Amerikan Sorunu… Amerika'nın hiçbir zaman bir ideolojiye ihtiyacı olmadı. Zira Amerika'nın kendisi zaten bir ideolojiydi. Gelinen noktada, tarihinde ilk kez, bu denli keskin bir ideolojik eksene -üstelik hiçbir ideolojik tutarlığı veya inandığı değer seti bulunmayan bir yönetim altında- oturan Amerika'nın hem ülke içerisinde hem de dünyada 'Amerikan Sorunu'nu büyütmekten başka istikameti görünmüyor."
Bu sorunun büyüme potansiyelinin aktüel işaretlerini ise yine Trump gizlisi saklısı olmadan açıkça veriyor. Hepsi birbirinden iştah açısı hedefleri sıralamakta sakınca görmüyor: Grönland, Kanada, Küba, Kolombiya, Meksika, İran vesaire…
Sadece yapabildiği için, gücü yettiği için ve kimse itiraz edemeyeceği için Batı Yarımküre'yi rejim değişiklikleri, ilhak ve hatta işgalle portföyüne yazabilecek bir delilikle karşı karşıyayız. Burada

9