'Sandığı kişi' olmayan liderlerin dünyası
Trump ve benzeri otokratlar dünyanın kaderini değiştirebildiklerine inanıyorlar, ama bu saltanatlar istediğinden daha mı kısa sürecek?
Yazar, Trump ve Netanyahu gibi otoriter liderlerin dünyayı daha kaotik, belirsiz ve güvensiz hale getirdiklerini ve insanları nefes almakta zorladıklarını savunuyor. Bu iddianın arkasında, bu liderlerin vaatlerini yerine getiremediği, savaşları artırdığı ve problemleri büyüttüğü argümanı yatıyor. Ancak bu tür liderliklerin kaçınılmaz olarak çökeceği öngörüsüne karşı, tarihte benzer krizlerden çıkış ne kadar hızlı gerçekleşebilir?
İkinci kez ABD'nin başına gelene kadar dünyanın ona benzeyen başka kötü liderleri vardı. Hâlâ varlar. Trump'tan önce Netanyahu, Putin, Şi, Modi hatta Avrupa'da Orban gibiler. Brezilya'da Bolsonaro vardı, ülkesi onu yol yakınken göndermeyi bildi. Kötü, kuralsız, anti demokratik, hukuk ve insan hakları tanımayan, çoğu da İslamofobik olan liderlerin bollaştığı zamanda Trump yeniden iktidara geldi. Her konuda, hepsinden daha kötü birisi.
Dünya onlarla eskisinden daha kaotik, daha güvensiz ve daha belirsiz bir gezegene dönüştü. Onların yarattığı iklimden istifade eden ve zulümden gayrı yönetme şekli bilmeyen başka liderler de tafrayla gezinmeye başladı. Demokrasiyi ve hukuku bir kenara atıp muhalefetlerine her kötülüğü yapmayı hak bilir hale geldiler. Kötü liderler sadece birbirleri için kötü örnek olmadı, kötülüğe meyilli ama yeterince yandaş bulamayanlarla da dayanışmaya girerek dünyanın rengini değiştirmeye başladılar.
Evet, dünya eskiden de pek iyi sayılmazdı. Ama eski kötülerin her zaman öngörülebilir bir sınırı vardı. Şimdi o sınırlar yıkıldı. Yenileri öyle değil. Başarsalar da durmuyorlar, başaramasalar da. Zafer yalnızca onlara vadedilmiş gibi her yerde delice arıyorlar.
Putin'in Ukrayna'da yaptığı gibi, Netanyahu'nun Gazze'de yapmakta olduğu gibi. Ve en kötüsü Trump'ın Venezuela ve İran dahil her yerde yapmakta olduğu gibi. Mutlaka kazanmalı ve bu uğurda ülkesi dahil kime ne olacağı umurunda değil. Bazen tehdit ediyor, bazen alttan alıyor, sonra tekrar efeleniyor ve bazen de kendini tutamayıp küfrediyor.
Bu kadar güçlü bir ülkenin, bu kadar cesur lideri nasıl olur da İran'ı dize getiremez anlayamıyor. Para onda, silah onda, teknoloji onda, medya onda, kalabalık onda, zeka desen zaten onda! Nasıl oluyor da Hürmüz'ü bile açamıyor
Gözü dönmüşlük tam da budur.
Belki o kadar güçlü değil, belki o kadar üstün değil, belki o kadar zeki değil ve belki o koltuğa oturmuş olmasına rağmen aslında büyük bir lider bile değil. Belki cehaletin verdiği cesareti, liderlik sanıyor.
Trump kesinlikle olduğunu sandığı kişi değil. Kendisini pohpohlayanların sandığı kişi hiç değil. ABD'nin ve dünyanın kötü talihinin eseri ve rakiplerinin gafletinin ürünü bir başkan; o kadar.
Elinde güç olan bütün irili ufaklı otokratlar gibi kendini haklı ve yenilmez zanneden, amacına ulaşmak için halkının fakirleşmesini, ülkesinin itibar kaybetmesini ve hatta o savaşırken en büyük düşmanlarının kazanmasını dahi umursamayan bir despottan başka hiçbir şey değil. Elindeki tek silah, işler kötüye gittikçe daha tahmin edilemez olmak ama bunun da ömrü azalıyor. Her geçen gün sözleri de yaptıkları da daha az merak ediliyor.

3