PISA tamam...Artık diğer listelere de baksak mı

Malum, OECD ülkeleri arasında 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) adında önemli bir program var. Şimdiye kadar bu ölçümde yüzümüz hiç gülmedi. PISA testinde en başarısız ülkeler arasındaydık. Ama önceki gün (8 Eylül) açıklanan 2025 test sonuçlarından ilginç bir bilgi çıktı ve Türkiye fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarında puanını yükseltti. Hatta, ilk kez fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktı, matematikte ise ortalamaya yakın sonuç elde etti.

Kanayan yaralarımızın hiç şüphesiz en yoğun kanayanı eğitimde böyle bir netice moral vericidir. Uzmanlar, bu sonucun eğitimdeki eşitsizlikleri ve özellikle dijital becerilerdeki açığı yansıtmadığını söylese de iyi bir sonuçtur.

Dahası... "Biz farkında değilken Türkiye'de bir eğitim devrimi mi yaşandı" diye sorarak bu "mucizevi" başarının peşine düşen İsmet Berkan'ın bulduğu can sıkıcı gerçeğe rağmen yine de iyidir diyorum.

Berkan yazısında şöyle diyor:

"Bir devrim yaşansa biz bunu çocuklarımızın toplu halde girdiği LGS veya YKS gibi sınavlarda görmüş olurduk zaten. Her yıl tekrar eden bu iki genel sınavdan biliyoruz ki, çocuklarımızın ne fen bilimleri ne matematik ne de okuma-yazma becerilerinde belirgin bir eşitlenme var; tam tersine öteden beri bildiğimiz büyük eşitsizlik (yani az sayıda başarılıya karşılık ortalamanın altında kalan çok başarısız ezici çoğunluk) devam ediyor.

Peki bizim bu yerel sınavlarımızla PISA arasındaki farkın sebebi ne Ne oluyor da PISA'da çok daha eşitlikçi bir eğitim sistemimiz varmış gibi gözüküyor

OECD, doğal olarak ülkedeki bütün 15 yaş çocuklarını sınava almıyor; onları temsil ettiğine inanılan okullarda okuyan belirli sayıda çocuğa sınav uyguluyor. Anket yaparken kullanılan örneklem gibi bir örneklem oluşturuyor yani.

Sınavların yapılacağı okulları önceden Millî Eğitim'e bildiriyor. (Öğrencileri bildirmiyor, sadece okulları bildiriyor.) Bunu duyan Millî Eğitim de 2015 yılından beri bir çeşit gurur meselesine çevrilen PISA sınavında o okulların başarısı artsın diye özel program uyguluyor; en iyi öğretmenler oraya gidiyor, okul sonrası dersler ve kurslar açılıyor, özel olarak PISA sınavında sorulan türde sorular üzerinde çalışılıyor."

Büyük sıçramanın arkasında böyle bir durum var.

Buna rağmen neden "yine de iyidir" diyorum. Şundan dolayı...

Türkiye'nin tek kanayan yarası eğitim değil. Hukukun üstünlüğü, yolsuzluk, şeffaflık, hesap verebilirlik ve ifade hürriyeti gibi temel alanlarda da durumumuz içler acısıdır. Tıpkı PISA gibi bu alanlarda da her yıl bütün ülkeler (sadece OECD üyeleri değil hepsi) ölçülüyor. Bütün bu alanlarda yıllık endeksler var ve Türkiye özellikle son yıllarda listelerin en kötü sıralarına demir atmış bulunuyor. Geriledikçe de geriliyor.