O cümle hala, savaşa dair en iyi analiz

ABD'nin İran'a saldırısı üçüncü haftayı tamamlıyor. Trump, Hamaney'i ilk günlerde katletmesine rağmen kesin ve hızlı bir zafer imkanını kaybetmiş bulunuyor. Savaş ne planlandığı gibi gidiyor ne de bundan sonra yapacakları herhangi bir plan başarıyı garanti ediyor. Gerçi, Trump'ın hava atmaktan ve gücünü dünyaya göstermekten başka bir planı var mıydı, varsa da buna uyuldu mu bilinmiyor. Ama sonuçta İran'ın çok zarar göreceği ve ABD'nin ise pek işine yaramayacak bir finale doğru da gidiyoruz.

Malum böylesi durumlarda ABD'nin pek çok analizi, hesabı, kitabı, araştırması, raporu ve planı olur fakat bunların hiçbirisi tutmaz. Yine de istediği yeri işgal edebilir, insanları öldürebilir, şehirleri yerle bir edebilir ve ellerini yıkayıp çıkar. Son olarak Irak ve Afganistan'da yaptığı buydu. Bazen ne zaman geri çekileceğini de doğru hesaplayamaz ve bu yüzden adamlarının uçak kanatlarına yapışıp kaçmaya çalıştığı da görülür.

Washington'un işgal, saldırı ve kargaşa gerekçeleri bilindiği gibi çoğu kez berbat yalanlara ve palavralara dayanır. Buna rağmen ABD, istediğini yapabilme imtiyazı nedeniyle kan görme arzusunu tatmin etmekten geri durmayan bir ülkedir. Saldıracaksa mutlaka saldırır… Şimdi de kendisinden daha kanlı bir rejim olan İsrail'le ortak çalışmaya başladı. Gazze, Lübnan, Yemen derken artık İran'da birlikte katliam yapıyorlar.

Bütün bunlar olurken, ABD yönetiminden dahi birçok kimsenin anlamlandıramadığı İran saldırısının ne kadar dahiyane stratejik planlara bağlı olduğunu anlatan sayısız açıklama yapılıyor ve makale yayınlanıyor. ABD'nin aslında Hürmüz üzerinden petrol tedariğini keserek Çin'i ve dolaylı olarak Rusya'yı çerçevelediği, oradan Avrupa'yı hizaya sokarak bütün Körfez'i kendisi için dikensiz gül bahçesi yapacağı, vesaire…

Ne var ki böyle olmadı. Çok değil, ikinci haftanın sonunda ABD Başkanı Çin'i ve Avrupa üzerinde NATO'yu yardıma çağırdı. Yani, İran'a saldırma gerekçesinin İran'ın Çin'e gönderdiği petrolü kesmek olduğu iddia edilirken tam tersi oldu. Trump Çin'e, "Hürmüz'den sana da petrol gidiyor. Sen de savaş gemisi gönder burayı birlikte açalım" dedi. Avrupa'ya da benzer şeyler söyledi. Çin, Almanya, İngiltere ve Fransa, bu parlak teklifi nazikçe "Başka kapıya" diyerek geri çevirdiler.

ABD hem müttefiksiz kaldı hem de Körfez'deki zengin müttefikleri Trump'ın dahiyane saldırı planı yüzünden savunmasız şekilde kendilerini savaşın içinde buldular. Zira, savaş kısa sürede o kadar kontrolden çıktı ki ABD üslerine ev sahipliği yapan sekiz ülke de füze yağmuruna tutuldu.