Muhalefeti susturmak çok pahalı bir kampanya

Siyaset kuralsız, hukuksuz ve sert bir atmosfere mahkûm halde yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken başka alanlarda işlerin yolunda gidebilmesi mümkün değildir. Kimse de "siyasette biraz çatapat var ama her şey yolunda" diye düşünmüyor. Başta ekonomi neredeyse sekiz yılı aşkın süredir kriz içinde ve yüzde 30 gibi yükseğin yükseği bir enflasyon hedefi dahi tutturulamıyor.

Çift taraflı revizyon var. İktidar bir yandan muhalefete baskı planını revize ederken aynı anda kaçınılmaz olarak enflasyon hedefini de revize ediyor. Kaçınılmaz çünkü her sansasyonel tutuklama yahut kayyum yahut da siyasi belirsizliği artıran herhangi bir hamlenin tabii sonucu, enflasyon artışı, rezerv kaybı, CDS primi yükselişi ve aşırı faizdir.

Ne var ki Türkiye'nin kötü yönetimden kaynaklanan tek meselesi kötü ekonomi ortamı da değildir.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün son "Yolsuzluk Algı Endeksi" açıklandı. Türkiye bir yılda 17 sıra birden geriledi ve 182 ülke arasında 124. sıraya yerleşti. En iyi durumda olan ülke Danimarka'nın endeks puanı 100 üzerinden 89, bizimki ise 31. Vahim bir gerileme... "Bir ülkede yolsuzluk varsa ne olmaz" sorusunun cevabını hepimiz biliyoruz sanırım. Böyle bir yerde, yabancı yatırım olmaz, adil gelir dağılımı olmaz, düşük faiz olmaz, yüksek ücret olmaz, hayat asla ucuz olmaz. Olmaz da olmaz ama kimin umurunda

İktidar bütün enerjisini ve dikkatini siyasi muhaliflerine nefes aldırmamaya verirken gayet tabii ülkede sadece ekonomi değil, eğitimden hariciyeye, asayişten ticaret ve sanayiye kadar bütün sektörler teklemeye başlar. Eli kulağında, çözüm süreci gibi tarihi bir fırsat da heba olmak üzeredir. Zira, bir mesele çözülürken ortaya, toplumun en az yarısını baskılayan ondan daha büyük bir mesele çıkmıştır.

Demokrasi ve hukuk elbette, "Yapmayın etmeyin. Muhalefete yönelen baskılar ve hukuku zedeleyen uygulamalar ekonomiye zarar veriyor" yakınmasıyla talep edilmez. Ortada yanlış giden işler varsa, önce demokrasi zarar gördüğü için itiraz gerekir. Ama bugün siyaseti gerileten her adımın büyük ve kalıcı ekonomik ve sosyal maliyetleri olduğu da bilinmek zorundadır.

İktidar, kullanabildiği her enstrümanla hücum ediyor ama bu gerçekte bedelini muhalif/muvafık herkesin ödediği pahalı bir kampanyadır.

Herkese, bugüne ve geleceğe dair ağır faturalar çıkıyor.