Fon karanlığından çıkışın tek yolu var

Türkiye yaklaşık sekiz yıldır kesintisiz ekonomik kriz içindeyken yani, enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, yüksek faiz ve yüksek kur gibi temel alanlarda bir türlü belini doğrultamazken olup bitenlere bakın. Hem de aynı anda insanların emekli maaşı peşinde canlarına kıyacak kadar umutsuzluğa düştüğü bir zamanda... 30 milyar dolara yakın paranın birkaç on hatırlı ve ayrıcalıklı kişi tarafından iç edilmesi, tam böyle bir zamanda gerçekleşti. Milyonlarca ücretli, işçi, memur, emekli kendisini geçindirecek paraya ve hatta kredi peşinde koşup işini kurtarmaya çalışan tüccar ve sanayici bile finansa erişemezken bu ayrıcalıklı grup milyarları desteliyordu.

Bu süre zarfında iktidar adına yukarıdan aşağıya bilmem kaç kez ekonominin iyi yolda olduğu, finansal dengelerin çok iyi işlediği vesaire gibi açıklamalar yapılması da cabası. Hepsi bir arada okunduğunda bütün bunlar kimseye iyi hissetmiyor. Bedeli kemer sıkmak olan, acı reçete olan ve yılları daha azına razı olarak geçirmeyi göze almak olan rasyonel ekonomi modelinde en büyük irrasyonaliteyi yaşadık.

İnanılır gibi değil ama ne yazık ki şaşırtıcı değil.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı eski bakanın sadece birkaç saat içinde oyundan düşmesi, olayın tahmin edilenden büyük olduğunu gösteriyor. Onun savunulamaması, korunamaması ve feda edilmesinin anlattığı şey budur. İstifası soru işaretlerini azaltmadı, artırdı. Nitekim daha şimdiden himaye düzenini anlatan yeni örneklerin söylentileri de yayılmaya başladı.

Ortada, 11 aydır çeşitli kurumlarda görevli yüzlerce üst ve alt düzey yetkili ve uzmanın görmemesi düşünülemeyecek bir soygun var. Başka konulardan bildiğimiz gibi ülkenin en hassas çalışan, en iyi finansal bilgi ağına sahip kurumları fonlarda herkesin gördüğü hareketleri görmemiş veya görmezden gelmiş.

Böylesine büyük bir paranın, 500 bini aşkın yatırımcıdan borsa ve yatırım fonu gibi legal enstrümanlar aracılığıyla alınıp sınırlı sayıda kişiye kolaylıkla transfer edilmesi zaten himaye olmadan mümkün olamazdı. Yarım milyondan fazla insan -ki bunların çoğunluğunun finansal okuryazar olduğu anlaşılıyor- mevcut ekonomik şartlarda akıl ve mantık dışı bir getiriye tav olmuşsa kendilerine bu vaatte bulunan şirketlere çok ama çok güvenmiş olmalılar. O kadar güvenmişler ki zaten dünyanın en yüksek faizlerinden birini ödeyen ülkede daha da fazlası için gözlerini kırpmadan paralarını göndermişler. Güvendikleri şey ekonominin gerçekleri ve finansal hesap kitap olamayacağına göre nedir