Çözüm süreci… Yüzlerde hâlâ niye kaygı ifadesi var

Bir yandan çözüm sürecinin en önemli aşamasının ilanı ve PKK'nın Türkiye'den çekildiğini açıklaması, öte yandan hapisteki Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun sayısını unuttuğumuz davalarına eklenen casusluk iddiasında ifadesinin alınması için yeniden mahkeme kapısına varışı... Birbirinin tam zıddı iki iklim aynı anda hüküm sürüyor. Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki en kalın duvar kırılırken, yeni bir duvarın inşa faaliyetinin aralıksız devam etmesi...

Böylesine derin, kanlı ve acılı bir problemini çözmek üzere olan ülkede barış, hukuk ve tolerans rüzgarı esmiyor; aksine o büyük problemin yerine meşru siyasetten seçilmiş bir başka unsur problem olarak ikame ediliyor. Oysa, Kürt meselesi, PKK, terör ile buna bağlı bir dizi hukuk ve demokrasi geriliminin üstesinden gelebilmek Türkiye için geç de olsa çok önemli bir adımdır. Sadece kendi adımıza bir gelişme hamlesi değil, dünyaya da örnek olabilecek bir çözüm başarısıdır. Neredeyse bir asırdır ülkeyi sürekli artan bir gerilime mahkum eden, son elli yıldır da terörle can yakan bir sorunu aşıyoruz. Bir zamanlar dilini, kültürünü ve hatta etnik kökenini inkar ettiğimiz insanlarla aramızdaki son duvarı da kaldırıyoruz. Bunu da hiçbir komplekse kapılmadan onlarla birlikte yapıyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan istekli, MHP Lideri Bahçeli zaten en büyük adımı en erken dönemde atmıştı... Ana muhalefet partisi CHP, CHP Lideri Özel çözümü istiyor... Muhalefetin çoğunluğu çözüm safında. Sürecin arka planındaki en önemli unsur olan MİT Başkanı İbrahim Kalın da sessiz ve soğukkanlı şekilde kervanı yürütüyor. Görüşme trafikleri, komisyonlar, ziyaretler, toplantılar, demeçler ve artık kalıcı bir çözüm için ne gerekliyse bunu yapabilme iradesi cesaretle ortayla konuluyor.

Bundan daha ferahlatıcı, gerekli ve üzerine titrenmesi gereken başka ne olabilir

Peki, niye hala yüzlerde kaygılı ve gergin bir ifade var.

Çünkü adına "milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi" dediğimiz süreç bir yandan aksıyor. Süreç değil sürecin adındaki "dayanışma, kardeşlik ve demokrasi" kavramları öte yanda, durumun aslında hiç öyle olmadığını gösteren bir sürü gelişmeyle yaralanıyor. İstanbul Belediye Başkanı başta olmak üzere birçok büyük şehrin belediye başkanı, ilçe belediye başkanları, bürokratlar, siyasetçiler, gazeteciler hapiste. Çözüm sürecine ait olması gereken atmosferde, çözümün tersine bir siyaset mühendisliği fırtınası esiyor. Demokrasi ve hukuk; bir büyük problemin yükünden kurtulurken yeni ve daha ağır bir yükü omuzlamış sendeliyor.