Sözlükte "kuş tüyü" mânasına gelen âyet metnindeki rîş kelimesi burada mecazi olarak "ziynet elbisesi" anlamında kullanılmıştır.
Âyette üç türlü elbiseden söz edilmiştir: 1. Sadece örtünme ihtiyacını karşılayacak olan basit ve sade elbise. 2. Örtünmenin yanında ziynet maksadı da taşıyan kaliteli, temiz ve düzgün elbise. 3. "Takvâ elbisesi." Burada, sırf örtünme amaçlı elbise yanında ziynet amacı ve değeri taşıyan elbisenin de Allah'ın lütfu ve nimeti olarak anılması, pejmürde kılık kıyafeti zühd ve takvâ gereği sayan anlayışın isabetsizliğinin kanıtıdır. Takvâ elbisesi tefsirlerde "vücudu koruyan elbise; zırh, miğfer vb. savaş giysileri, mecazi olarak sâlih amel; iffet; iyi huy; tevhid" gibi değişik şekillerde açıklanmıştır (Tefsir-i Kebir , Râzî, XIV, 52).
Takvâ, sadece sakınmak değil; insanın iç dünyasını koruyan, terbiye eden ve güzelleştiren bir bilinç hâlidir. Nasıl ki elbise bedeni örter, dış etkenlerden korur ve insana bir görünüm kazandırırsa; takvâ da ruhun elbisesi olarak insanın iç âlemini muhafaza eder. Günaha açılan kapıları kapatır, nefsin taşkınlığını dizginler ve insanı ölçülü bir hayata yöneltir.
Bu sebeple takvâ, yalnızca bazı fiilleri terk etmekten ibaret değildir. Aynı zamanda kalpte yerleşen bir hassasiyet, davranışlarda görülen bir olgunluk ve ahlakta ortaya çıkan bir inceliktir. Takvâ sahibi insan, sadece haramdan uzak duran değil; öfkesini kontrol eden, hakkı gözeten, merhameti kuşanan ve edebi hayatına taşıyan kimsedir.
Çünkü takvâ ruhu örterken aynı zamanda onu süsler. Kibir yerine tevazu, sertlik yerine yumuşaklık, haksızlık yerine adalet, taşkınlık yerine vakar yerleşir. Böyle bir ruh terbiyesinin bulunduğu yerde kabalık, zulüm, edepsizlik, hayasızlık, şehvetin esiri olmak veya açgözlülük karakter hâline gelemez.
Takvâ, insanın Allah ile kurduğu bağın ahlaka dönüşmüş hâlidir; insanı sadece görünüşte değil, niyetinde, sözünde ve tavrında da güzelleştiren bir ruh elbisesidir.
Şahsiyet, insanın sessizce konuşan tarafıdır. Bir insan bazen tek kelime etmeden duruşuyla kendisini anlatır. Kıyafet sadece bedeni örter; ama şahsiyet insanın iç dünyasını taşır. Eğer içeride sağlam bir ahlak yoksa dışarıdaki örtü eksik kalır. Çünkü tesettür yalnız bedende değil, bakışta, dilde, tavırda ve niyette de kendisini göstermelidir.

29