Petrol kokusunu almış emperyalistler kan kokusunu almış köpekbalıklarından daha tehlikelidirler

Köpekbalıkları kan kokusunu aldıklarında içgüdüleriyle hareket ederler; doğaları gereği saldırırlar. Fakat emperyalist zihniyet, içgüdüyle değil, hesapla, stratejiyle ve soğukkanlılıkla ilerler. Onun tehlikesi de buradan doğar. Çünkü bu akıl, ne yaptığını bilir; attığı her adımın, dökülen her damla kanın farkındadır. Buna rağmen durmaz. Zira onun için petrol, çoğu zaman insan hayatından daha ağır basar.

Bu yüzden petrol kokusunu almış emperyalistler, kan kokusuna gelen köpekbalıklarından daha tehlikelidirler. Çünkü köpekbalığı doyduğunda geri çekilir; oysa emperyal iştahın doyduğu pek görülmemiştir. Bir coğrafyada elde edilen kazanç, başka bir coğrafyada yeni bir müdahalenin gerekçesi hâline gelir. Savaşlar, krizler, darbeler; hepsi bu doyumsuzluğun farklı tezahürleridir.

Bu çağın çatışmaları bir tesadüf değildir. Bu savaşlar, yoksulun boş tenceresinden değil; zenginin doymayan hırsından doğuyor.

Yeryüzünde ekmek yetmediği için değil, ekmek adil bölüşülmediği için kavga vardır. Birileri açlıktan ölürken, birileri servetine servet katmanın hesabını yapıyorsa; orada kader değil, düzen suçludur. Kapitalist akıl; insanı rakama, emeği maliyete, hayatı pazara indirger. Ve bu akıl büyüdükçe, merhamet küçülür.

Unutulmasın:

Savaşları başlatanlar çoğu zaman tok olanlardır, ama ölenler hep aç olanlar. Bu düzen; yoksulu suçlu, zengini masum gösteren bir illüzyondur. Oysa gerçek açıktır:

Açlık bir sonuçtur, doyumsuzluk ise sebeptir. Artık teşhisi doğru koyma vaktidir: Sorun, dünyanın kaynaklarının azlığı değil; adaletin yokluğudur. Ve bilinmelidir ki; Adalet olmadan barış, paylaşım olmadan huzur, sınır tanımayan hırs varken insanlık mümkün değildir.

Dünyadaki kavgalar fakirlerin açlığından değil, zenginlerin kapitalistlerin doyumsuzluğundandır.

Evet, kapitalist sistemin içindeki birikim hırsı, kâr maksimizasyonu ve güç yoğunlaşması; gelir eşitsizliğini derinleştirir ve birçok çatışmanın zeminini hazırlar. Özellikle doğal kaynaklar, enerji hatları ve stratejik bölgeler söz konusu olduğunda, "doyumsuzluk" dediğin dinamik gerçekten belirleyici olabilir. Ancak dünyadaki çatışmaları yalnızca buna bağlamak eksik kalır. Tarih bize şunu gösterir:

-Kimlik çatışmaları (din, mezhep, etnisite),

-Siyasi iktidar mücadeleleri,

-Jeopolitik rekabet,

Tarihsel travmalar ve intikam döngüleri en az ekonomik çıkarlar kadar etkili olmuştur. Öte yandan, fakirlik ve açlık da pasif bir durum değildir. Aşırı yoksulluk: