Davan Allah içinse, yükün ağırlığına aldırma

Bu anlayış, insanı sorumluluktan uzaklaştırmaz; bilakis meşru hudutlar içinde en yüksek gayreti göstermeye sevk eder. Saygı gösterilecekse gösterilir, emek verilecekse verilir, mücadele edilecekse edilir. Fakat bütün bunlar bir amaç değil, Allah'ın rızasına ulaşmanın vesileleri olarak görülür.

Mümin bilir ki; sonuçlar her zaman elinde değildir, fakat niyet, gayret ve istikamet kendi mesuliyetindedir. Allah'ın rızası merkeze yerleştiğinde, dünya yerli yerine oturur; ötesi ise gerçekten teferruattır.

Tarih boyunca hak uğruna mücadele eden insanların hayatına bakıldığında bunun örnekleri görülür. Peygamberler, salihler ve hakikat yolunda yürüyen nice insanlar ağır imtihanlardan geçmişlerdir. Dışarıdan bakıldığında taşıdıkları yükler insan takatinin üzerinde görünür. Fakat onları ayakta tutan şey fizikî güç değil; iman, sabır ve teslimiyettir. Çünkü Allah için yapılan işte insan yalnız olmadığını bilir.

Bu durum zorluğun hiç hissedilmediği anlamına gelmez. Elbette dava sahibi insan yorulur, üzülür, bazen kırılır ve bazen de yolun ağırlığını hisseder. Ancak onu yeniden ayağa kaldıran şey, çektiği sıkıntının boşa gitmeyeceğine olan inancıdır. İnsan sevdiği bir kimse için nasıl fedakârlığı yük değil de değer olarak görüyorsa, Allah için verilen mücadele de zamanla bir yükten çok bir emanet hâline gelir.

Bu nedenle insan, yükünün ağırlığından önce niyetinin doğruluğunu sorgulamalıdır. Çünkü dava Allah için olduğunda, ağır görünen yükler insanı ezmek yerine olgunlaştırabilir. Omuzları yoran şey her zaman yükün kendisi değildir; bazen insanı en çok yoran, neden yürüdüğünü unutmasıdır. Yolun sebebi unutulmadığında ise en zor yollar bile sabırla aşılabilir. Çünkü Allah için çıkılan bir yolda ağırlığın değil, sadakatin değeri vardır.

Allah yolunda, Allah için yüklenilen yük şereftir. Çünkü o yük, omuzlara ağırlık değil; kalbe istikamet, hayata anlam yükler. Hak uğruna taşınan sorumluluklar, zahirde meşakkat gibi görünse de hakikatte insanı yücelten bir imtihandır. Yol uzasa da, engeller çoğalsa da, işin sonunda bedel görünse de; inanan kimse hesabını kolaylıkla değil, rızayla yapar.

İşin ucunda ölüm olsa bile, hak olduğuna inanılan yük terk edilmez. Çünkü bazı yollar, yürünerek değil; sabırla, sebatla ve fedakârlıkla aşılır. Her zorluk bir eşik, her engel bir imtihan olur. Tokuşlar bir bir aşılır; çünkü insanı ayakta tutan yalnızca kuvvet değil, taşıdığı davanın manasıdır. Ancak burada esas olan, yükün gerçekten Allah rızası için taşınmasıdır; gösteriş, öfke veya dünyevî hesaplar için değil. Niyet sahih olduğunda, yük ağır olsa da şeref olur.