Hz. İbrahim için imtihan çok daha ağırdı. Yıllar sonra kavuştuğu, gözünün nuru, gönlünün süruru olan Hz. İsmail onun en kıymetlisiydi. Bir babanın sevgisinin zirvesinde duran evladıyla sınanması, sıradan bir hadise değildi. Burada Allah Teâlâ kullarına sadece bir kurban ibadetini değil, teslimiyetin ne olduğunu öğretiyordu. Çünkü mesele bir evlat değil; Allah sevgisinin her sevginin üzerinde tutulabilmesiydi.
"Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi." (Saffat Sûresi/ 102
Bugün bizden İsmail istenmiyor. Fakat herkesin kalbinde bir "İsmail" vardır. Kimi malına, kimi makamına, kimi nefsine, kimi de dünyaya aşırı bağlanmıştır. Kurban gelip geçtiğinde sorulması gereken soru şudur: Ben Allah için neyden vazgeçebilirim Çünkü kurban bayramı sadece sofralara et taşıyan bir mevsim değil, kalplere teslimiyet taşıyan bir çağrıdır.
Belki de kurbanın asıl hikmeti budur: Allah, kullarından kan değil sadakat; et değil teslimiyet; şekil değil samimiyet ister. İnsan Allah için verebildiği kadar O'na yaklaşır. Zira hakiki kurban, kesilen hayvandan önce, kalpteki aşırı bağlılıkların Allah rızası uğruna terbiye edilmesidir.
Bugün herkesin bir İsmail'i vardır. Kiminin makamı, kiminin serveti, kiminin şöhreti, kiminin tutkuları, kiminin nefsî arzuları... Kimisinin öfkesi, kimisinin kibri, kimisinin de vazgeçemediği alışkanlıkları. Kalbi Allah'a yönelmekten alıkoyan, hakikatin önüne geçen her şey insanın İsmail'i olabilir.
Kurban, sadece boğaza sürülen bıçak değildir; bazen nefse çekilen settir, bazen tutkulara vurulan gemdir, bazen de kalbi esir alan bağları çözme cesaretidir. Asıl soru şudur: Bayram sabahı kurban edilen sadece hayvan mı olacak, yoksa insan Allah ile arasına giren putlarını da kesip atabilecek mi
Bu yüzden kurban günlerine yaklaşırken herkes kendi kalbinin derinliklerine inmeli ve sessizce kendine sormalıdır: Benim İsmail'im kim Çünkü cevabı bulunan soru, bazen insanın Rabbine açılan kapısı olur.
Kurban Bayramı, sadece bir bayramın adı değildir. O, insanlık tarihine kazınmış büyük bir teslimiyet mektebinin yeniden hatırlandığı mübarek bir duraktır. Bu kutlu zaman dilimi; İbrahimî sadakatin, Hacerî tevekkülün ve İsmailî teslimiyetin aynı hakikatte buluştuğu derin bir anlam taşır. Çünkü kurbanın özü, etten ve kandan önce kalbin Allah'a yönelişidir.

33