"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi umulur ki takvaya erersiniz diye size de farz kılındı" (Bakara 2/183).
Bu ayet-i kerime, oruç ibadetinin Müslümanlara farz kılındığını bildirirken, bu ibadetle ulaşılması gereken dinî-ahlâkî mertebeyi tek kelimeyle özetlemiştir: takva.
Allah'a saygının Kur'an'daki en kuşatıcı kavramı, İslâmî-semantik anlamıyla takva'dır. Kur'an'ın nüzûl süreci boyunca, Müslüman kalplerde dinî ve ahlâkî şuurun gelişmesine paralel olarak takva kavramının muhtevası da 'korku motifiyle iman ve ibadetleri siper edinerek cehennem tehlikesine karşı kendini koruma' şeklindeki ilk dinî anlamından, 'Allah ile kulları arasında gelişen saygı, sevgi ve dostluk' anlamına doğru bir ahlâkî muhteva dönüşümü geçirmiştir. Buna göre takvalı kalplerde, Fahreddin er-Râzî'nin tabiriyle "Rab abdin, abd de Rabbin dostudur" (Mefâtîḥu'l-Ğayb, Beyrut 2000, XXI, 76). "Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler" (Mâide 5/54).
Medine döneminin sonlarına doğru gelen Âl-i İmrân suresinde (3/134-135) takva sahiplerinin niteliklerinden dört örnek şöyle sıralanır:
"O takva sahipleri bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcama yaparlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler… Ve (kötü olduğunu) bile bile yaptıklarında ısrar etmezler."
Burada sıralanan tüm niteliklerin ahlâk alanına girdiği dikkati çekmekte, bu da takvanın büyük ölçüde ahlâkî muhtevalı bir kavram olduğunu göstermektedir.
***
Malumunuz olduğu üzere Ramazan öncelikle oruç ayıdır; dolayısıyla Ramazan'ı ihya etmenin birinci şartı bu ayın gündüzlerini oruçlu geçirmek suretiyle ruhumuzu oruçla terbiye etmektir. Ramazan'ı tam ihya etmek, ruhumuzu terbiyeden geçirmek için, oruç tutmanın yanında, başka şartlar da vardır. Nitekim bazı İslâm âlimleri oruç tutmanın bu bakımdan üç farklı derecesinin bulunduğunu belirtirler:
1. Sıradan insanların orucu: Bunlar orucu sadece yeme, içme ve cinsel ilişkiden ibaret olan fizyolojik isteklere belli bir süreliğine ara vermekten ibaret zannedip bununla yetinirler.
2. Havâs denilen seçkin dindarların orucu: Bunlar kulakları, gözleri, dilleri, elleri, ayakları ve diğer organlarını günah işlemekten esirgemek suretiyle adeta bu organlarıyla da oruç tutarlar.
3. Havassu'l-havâs denilen en seçkinlerin orucu: Dindarlık ve fazilette en yüksek dereceye ulaşmış kabul edilen bunlar, Allah'ın razı olmayacağı duygu, düşünce ve niyetlerden içlerini arındırarak, yalnız bedenleriyle değil, ruhlarıyla, zihin ve gönül dünyalarıyla da oruç tutarlar.
Elbette orucun bu son dereceye yükselmesi için her şeyden önce güçlü bir sabır eğitimine ihtiyaç vardır. Nitekim Peygamberimiz, "Oruç sabrın yarasıdır" buyurmuştur (Maʿmer b. Râşid, el-Câmiʿ, 1982, XI, 296).

4