Dün, Ramazan deyince ilk akla gelen ibadetlerden bahsetmiş; bunların oruç, teravih namazı, zekât ve sadaka-i fıtır (fitre) olduğunu belirtmiştim.
Kuşkusuz böylesine bir özel zamanda yapmamız gereken, yaptığımız takdirde orucumuzun ve diğer ibadetlerimizin ruhumuza manevi tesirini, ecir ve sevabını artıracak, yapmazsak tersine sonuçlar doğuracak başka ahlâkî ve manevi vazifeler de vardır. Bu yönüyle Ramazan, dünyevi ve toplumsal hayatımız üzerinde tesirler bırakan, bırakması gereken çok özel bir zaman, oruç da çok özel bir ibadettir.
Bu ahlâkî ve manevi vazifelerin ilki ve en önemlisi ihlâs, yani ibadetin yalnızca Allah rızası için yapılmasıdır. İbadette gösterişe kaçmak, yani 'sahte dindarlık' anlamına gelen riyaya sapmak onu ibadet olmaktan çıkarır ve bütün hayırlı sonuçlarını yakıp yok eder. O nedenle Hz. Peygamber riyayı 'küçük şirk' olarak tanımlamıştır.
***
Dikkat çekilmesi gereken ikinci husus, orucu sadece bedenimizle değil ruhumuzla da tutmamızdır; yani yemekten içmekten uzak durduğumuz gibi Allah'ın rızasına uymayan ve O'nun kullarına, hatta tüm yarattıklarına zarar veren her türlü söz ve davranıştan sakınmaktır.
Nitekim Orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonunda bunun hikmeti ve amacı ittika kavramıyla ifade edilmiştir (Bakara 2/183). İttika ya da aynı anlamdaki takva, kısaca, "Allah'a saygısızlık sayılan, bu sebeple O'nun tarafından hoş görülmeyen her türlü söz ve davranıştan, günahtan sakınmak" demektir. Yüzlerce ayet ve hadiste insanların başkalarına kötü söz söylemeleri, zarar vermeleri yasaklanmış ve bu yasakları çiğnemek öncelikle Allah'a saygısızlık olarak değerlendirilmiştir.
O nedenle Resûlullah Efendimiz, "Oruç (kötülüklere karşı) kalkandır; biriniz oruç tuttuğu zaman kötü söz söylemesin, kavga etmesin, kabalaşmasın" buyurmuşlardır.
Şu hadis-i şerif de orucun ahlâkî hayatımız üzerinde bırakması gereken tesiri göstermesi hususunda örnek bir uyarıdır: "Bir kimse yalan sözler konuşmaktan, yalanla dolanla iş yapmaktan uzak durmuyorsa o kimsenin yemeyi içmeyi bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur."
Velhasıl, ibadetlerimiz ve hayır hasenatımızla bu rahmet ayının ruhuna uygun bir Müslüman yaşayışı sergilememiz ve bu yaşayışı Ramazan'dan sonrasında da devam ettirmemiz gerekiyor.
***
İNSANİYETSİZ İSLÂMİYET OLMAZYüce kitabımız, Hz. Muhammed efendimizi rahmet peygamberi olarak niteliyor ve onun bizim için 'güzel model' (üsve-i hasene) olduğunu bildiriyor. 'Rahmet'in kök anlamı 'sevgi'dir. Öyleyse elimizden geldiğince onu örnek alıp biz de başkaları için bir rahmet ve sevgi modeli olmalıyız.

11