Hz. Aişe'nin dediği gibi "Hz. Peygamber'in Kur'an'dı." Resûlullah'ın nadiren işlediği "zelle" dediğimiz küçük kusurları bile vahiy tarafından düzeltilmiştir.
Onun ahlâkı hakkında Kur'an'ın en kuşatıcı ifadesinin "Hiç kuşkusuz sen çok yüce bir ahlâka sahipsin" (Kalem 68/4) mealindeki ayet olduğunu söylemek mümkündür. Erken dönemlerden itibaren Kur'an'ı doğru anlamada mutlaka dikkate alınması gereken kaynaklarda bu ayetin metnindeki "Hulûkun azîm" ifadesi "edebü'l-Kur'ân" (Kur'an edebi/ahlâkı) şeklinde açıklanmıştır (mesela İbnü'l-Mübârek, ez-Zühd ve'r-Reḳâiḳ, Beyrut ts., s. 237; Taberî, Câmiʿu'l-Beyân, 2000, XXIII, 528). Ayrıca hemen bütün tefsirlerde bu ayetin ardından Hz. Aişe'nin, onun ahlâkının Kur'an olduğuna ilişkin yukarıdaki sözü konuyla ilgili eski ve yeni kaynaklarda her zaman hatırlatılır.
Kaynaklarda Resûlullah'a yöneltilen emir ve yasakların ahlâkla ilgili olanları açıklanırken bunların ayette zikredilen 'yüce ahlâk'ın kapsamı içinde değerlendirildiği görülmektedir. Meselâ ilk dönemlerin çok yönlü âlimlerinden İbn Kuteybe (ö. 276/889) bu ayetteki 'yüce ahlâk' hakkında şöyle der:
"Allah'ın (Hz. Peygamber'e yönelttiği) 'Af yolunu seç, iyi olanı emret, cahillere aldırma' (A'râf 7/199) sözünü iyi düşün ve Allah'ın burada 'yüce ahlâk'ın kapsamına giren bütün erdemleri nasıl topladığını gör. Zira ayetteki,
[a] 'Af yolunu seçme'de akrabalarından kopanlarla ilişki kurma, zalimlere karşı bile hoşgörülü olma, kimseye hayrı dokunmayanlara dahi iyilik etme (gibi faziletler) vardır.
[b] 'İyi olanı emret' buyruğu Allah'a saygılı olma, akrabalık bağlarını yaşatma, dili yalandan koruma ve haramlardan sakınmayı içerir. Bu ve benzeri davranışlar için (arafe: "bilme, tanıma" fiilinden) örf ve maʿrûf kavramları kullanılır; çünkü her insan bu davranışları (iyi olarak) bilir, her vicdan onların yapılmasından hoşnut olur.
[c] Ayetteki 'câhillere aldırmamak' ise sabırlı ve yumuşak huylu olma (hilim), küstah ve hoyrat kimselere (el-câhilîn) uyarak onlarla itişip kakışmaktan kendini koruma gibi erdemleri içerir" (Teʾvîlu Muşkili'l-Ḳurʾân, Beyrut ts. s. 11-12).
İbn Kuteybe'nin çağdaşı olan ünlü sufî Sehl et-Tüsterî ise "Hiç kuşkusuz sen çok yüce bir ahlâka sahipsin" anlamındaki ayeti, "Kur'an edebiyle donandın" şeklinde açıklamıştır. Daha sonra Tüsterî, "Allah adalet ve iyilik yapmayı emreder…" (Nahl 16/90); "İyi ki Allah'ın sana bahşettiği şefkat ve merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın…" (Âl-i İmrân 3/159) mealindeki ayetleri, Resûl-i Ekrem'in donandığı bu edebe örnek olarak zikreder (Tefsîru't-Tüsterî, 1423, s. 174).

4