Başlıktaki cümle, sevgili genel yayın yönetmenimiz İbrahim Kiras'a ait. İbrahim Kiras, Karar'ın 6 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan "Kriz yönetimi yok algı yönetimi var" başlıklı enfes yazısında şöyle bir haklı tespit yapıyordu:
"Eleştiri pek sevilmiyor bizim gibi ülkelerde. Hataların gösterilmesi düşmanlık olarak algılanıyor. Oysa, konuşsak da sussak da bir şey değişmiyor. Her türlü olumsuzluk yerli yerinde duruyor. Görünen köy kılavuz istemiyor."
Bosna-Hersek'in bilge devlet başkanı merhum Aliya İzzetbegoviç'in bir sözü çok sık alıntılanmaktadır; buna da değer kuşkusuz... İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım: Hapishaneden Notlar adlı kitabından aktarılan bu sözünde "Ben olsam, Müslüman Doğu'daki tüm mekteplere ELEŞTİREL DÜŞÜNME dersleri koyardım. Batı'nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve [Doğu'daki] birçok zaafın kaynağı budur" diyordu.
Doğru ve yerinde eleştiriler, bilgi ve fikirleri rafine eder, insanı arındırır. Batı'da 16. yüzyıldan itibaren bilimsel alanda insan odaklı o büyük değişim ve dönüşüm 'eleştirel düşünme' sayesinde yeşermeye başladı. Ne yazık ki Osmanlı ve genel olarak Müslüman dünya bu değişim ve dönüşümün faydasını keşfedemedi; 19. yüzyılda Tanzimat aydınları eleştirel düşüncenin önemini bir ölçüde fark ettilerse de devlet baskısı yüzünden bir eleştiri kültürü geliştirmeleri mümkün olmadı. Bizde demokrasinin bir türlü oturtulamamasının önemli sebeplerinden birinin bu eksiklik olduğunu sanıyorum.
Asırlardır çektiğimiz ve halen de çekmekte olduğumuz sıkıntıların belki de birinci sebebi, yönetilenlerde bir sorgulama ve eleştiri kültürünü, yönetenlerde dinleme ve tahammül kültürünü geliştirememiş olmamızdır. Aklı başında demokratik ülkelerde olsa peş peşe istifaların geleceği çapta büyük yolsuzluklar bizde bu nedenle geçiştiriliyor, daha sonra sıkıntıların kat kat bedelini de millet ödüyor.
Bu durum Müslüman dünyanın ortak sorunu olmaya devam ediyor. Müslüman halkların ve yönetimlerin sorgulayıp eleştirenlere karşı tahammülsüzlüğü yüzünden kendi ülkelerinde yaşamaktan bunalan on binlerce güçlü beyinler Batı üniversitelerine gidiyor, Batı toplumlarına hizmet ediyor.
***
Demokrasinin en büyük özelliklerinden biri, toplumsal kesimlere söz ve eleştiri hakkı tanıyan, bunu hukuk düzenine bağlayan tek rejim olmasıdır. Yanlışlar yapan, yanlışların eleştirilmesinden hoşlanmayan, yanlışların gösterilmesini düşmanlık sayan yönetimlerin değiştirilmesi ancak şaibesiz yapılan demokratik seçimlerle mümkündür.
Şu var ki -sık sık söylendiği gibi- demokrasi fazilet rejimidir. Demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için -seçeniyle seçileniyle- toplumun, en azından nihai kararı verecek olan toplum çoğunluğunun adalet ve ahlâk üzerinde uzlaşma kültürünü içleştirmiş olması lâzım.

7