Yazar, Cumhuriyet kurucularının milli bayramlara yükledikleri egemenlik ve gençlik vurgusunun kasıtlı olarak aşındırıldığını ileri sürüyor. Bu iddiayı, bayramları unutturmaya ve yerine başka şeyler koymaya yönelik bir sistemli çaba olduğu tezine dayanarak ortaya koyuyor. Ancak bayramların 'yeniden bayram yapılması' talebinin ardında, geri dönülebilecek bir geçmiş mi yoksa inşa edilmesi gereken yeni bir bilinç mi yatıyor?
Cumhuriyeti kuranlar, onu koruyacak, güçlendirecek, ruh katacak, o ruhu sonraki kuşaklara aktaracak sembol günler oluşturdular.
Bu sembol günleri devlet ve milletle bütünleştirip kurumlaştırdılar.
Bunun somut ve yaşayan örneklerinin başında milli bayramlar geliyor. Her biri o kadar anlamlı şekilde millet ve devletle bütünleştirildi ki ne kadar saldırsalar yıkılmıyor!
23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi vatanın dört bucağını temsil eden mebuslarla açılırken emperyalistler vatanı parçalara bölüp Sevr sofrasına koymanın hazırlığını yapıyordu.
23 Nisan 1920'de açılan Meclis 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr'i yırtıp attı. Şimdi o parçalanmış haritayı tarihin çöplüğünden çıkarıp birleştirmek isteyenler var!
Cumhuriyeti kuranlar 23 Nisan'a iki anlam yüklediler:
Ulusal egemenlik ve çocuk!
Milletin egemenliğinin Meclis'te vücut bulması ve bunu yarın o Meclis'i dolduracak çocuklarla kutlaması!
Bugün o gün!
Kutlu olsun!
***
Cumhuriyeti kurup kurumsallaştıranlar Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı örgütlemek ve millete anlatmak için Samsun'a çıktığı 19 Mayıs gününü de gençliğe armağan ettiler, Gençlik ve Spor Bayramı ilan ettiler. Kutlamanın ev sahipliğini de gençliğin en yoğun ve bir arada bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı'na verdiler.
30 Ağustos 1922 Kurtuluş Savaşı'nın kader günü, "Büyük Zafer"in elde edildiği anı, adı üstünde "Zafer Bayramı" ilan ettiler. Ev sahipliğini Türk ordusuna ve ordunun bağrından çıktığı millete verdiler. Bütün milli bayramları 30 Ağustos'a borçluyuz.
29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilan edildiği günün ev sahipliğini, devleti ve milleti bütünleştirme sorumluluğunda olan, Türk milletinin tarafsız temsicisi olacağı kabul edilen Cumhurbaşkanlığı'na verdiler! Kutlama onurunu bütün milletle o paylaşsın diye!
Sonra ne oldu
Milli bayramları unutturmak istediler.
Yetmedi, tüm yaptıklarını geçmişle yarıştırıp "geçtik" demek istediler.

5